Neden kitap okumalıyız?

2010-10-31 11:52:00


Kitap okumanın nedenleri ve sağlayacağı faydaları anlatmak ciltler dolusu eser vermeye niyet etmek gibidir. Ancak hayatını bugün için değil yarınlara hazırlayan ve gelecekte büyük işler başarmaya azmetmiş istikbalin seçkin insanlarına konu hakkında bazı hatırlatmalarda bulunmaya çalışalım;
·James Hawel: “Dünyayı yöneten, kalem, mürekkep ve kağıttır.” diyor; haksız da değil. Unutulmamalıdır ki kişi hangi mesleği seçerse seçsin çalıştığı kurumda bir numara olmalıdır. Balzac: “Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmalısınız.” der. Kişinin hayatında bir numara olması demek bir çok konuda genel bilgilere sahip olması demektir. İşte bir numara olmanın ilk şartı :Okumak, okumak, okumak....
· Başarılı olabilmenin en önemli şartlarından biri de geçmişteki insanların tecrübelerinden yararlanarak onların düştüğü hataları tekrarlamamak ve başlanan işe onların tecrübeleri ile başlamaktır. Diyelim ki bilgisayar mühendisi olacaksınız, bu işle 20 sene uğraşmış birisinin yazdığı kitabı güzelce okusanız o işe 20 yıllık tecrübe ile başlamış olursunuz. Unutulmamalıdır ki okuduğumuz her kitabın sayfaları yıllar süren tecrübenin ürünüdür. Bunun manası şudur: HER KİTAP BİR ÖMÜRDÜR.
·Hangi meslek dalında olursa olsun insanlarla ilişki içerisinde olacağımız ve insanların isteklerine cevap vereceğimiz malumdur. Mesleğinde başarılı kişi insanların bütününe hitap edebilecek projeler hazırlayabilendir. Örneğin bir araba tasarımcısının başarısı, ürettiği modelin bir çok insan tarafından beğenilmesi ile ölçülür. Toplumun bir çoğunun beklentisine cevap verebilmek için toplumu iyi tanımak gerekir. İnsanları tanımanın en kısa ve güvenilir yolu KİTAP OKUMAKTIR.
·Eskiler “sanat altın bileziktir demişler.” İnsanın iyi bildiği bir sanatı (kuaförlük, ayakkabıcılık, vs) varsa hangi halde olursa olsun ihtiyaç duyduğunda ona fayda sağlar. İnsan çok zengin olup iflas edebilir. Büyük bir makamda olup makamını kaybedebilir. Ama okuma sayesinde elde edilen bilgi ve onun getirmiş olduğu itibar mezara kadar devam eder. İnsanlar arasında sizi hiç terk etmeyecek asil bir konumunuz olmasını istiyorsanız çok okumalısınız.
·Günlük hayatta çok defa duymuşsunuzdur; “mal,makam önemli değil; önemli olan insanlık” diye. Aslında burada kastedilen olgunluk, zarafet, kibarlık ve nezakettir. Beğenilen insanları diğer insanlardan ayırt eden bu özelliklerdir. insanın bu davranışları doğru ve kapsamlı öğrenebileceği en önemli kaynak kitaptır. Herkes tarafından takdir edilmek istenirseniz kitap okumalısınız.
·Kitap okumanın en önemli faydalarından biri de insana kendini tanıma fırsatı vermesidir. Okuyan insan hangi dalda başarılı olacağını çok çabuk kavrar. Unutmamalıyız ki aydınlanmamızı sağlayan Edison, nobel ödüllü büyük fizikçi Einstein üniversiteden mezun değildi. Ama okudukları kitaplar sayesinde hangi dalda kabiliyetli olduklarını keşfettiler ve başarılı oldular. Evet görüldüğü gibi hayatta başarılı olmanın tek şartı var o da kitaplarla dost olmak.
·Bilgiye ulaşmanın çeşitli yolları vardır. Mesela konferanslar dinlenebilir, belgeseller seyredilebilir. Fakat bu faaliyetlerde insanın durup düşünmeye, ihtiyacı olduğunda bu bilgiye tekrar ulaşmaya imkanı yoktur. Zira insan kitap okurken düşünmek için zamanı vardır. Tekrar tekrar aynı bilgiye ulaşabilir. Çiçero : “Kitapsız bir ev ruhsuz bir cesede benzer”. derken ne kadar da haklıdır.

·DÜNYADAKİ KÖTÜLÜKLERİN TEMEL SEBEBİ CEHALETTİR. İNSANIN BAŞ DÜŞMANI CEHALETE KARŞI SAVAŞ AÇMALI DEVAMLI KİTAP OKUMALIYIZ.

http://www.lib.uct.ac.za/infolit/owl-reading.gif



KİTAP OKUMANIN DERSLERİMİZE FAYDASI VAR MIDIR ?

·İnsan kelimelerle düşünür, ne kadar kelime bilirse düşünce ufku o kadar genişler. Zeka seviyesi o nispette artar. İnsanın zekasını ölçen en keskin kriter kelime haznesidir. Zeka aynen kaslara benzer ne kadar çok çalıştırılır ise o nispette gelişir. Beyne egzersiz yaptırmanın yolu problem çözme ve kelime ezberlemedir. Zekası gelişen insan dersleri daha çabuk kavrayacağına göre, bunun için kitap okunmalıdır.
·İmtihanların en önemli derslerinden biri Türkçe’dir. Fen lisesi sınavında 25, ÖSS de 44 soru paragrafları tahlil ve dili kullanma gücü olarak özetleyebileceğimiz Türkçe’den gelmektedir. Paragraf ve kelimeleri tahlil edebilmenin tek şartı kitap okumaktır.
·Kitap okumanın diğer derslere de faydası vardır. Özellikle kapsamlı düşünme kabiliyeti isteyen Fizik, ve matematik konuları, iş, güç enerji gibi fizik konuları alternatif düşünme kabiliyeti yüksek olan insanların daha başarılı olacağı derslerdir. Evet kitap okumanın sayısal dersleri de olumlu etkilediği asla unutulmamalıdır.
·Günümüzdeki sınavların özelliği zamanı iyi kullanma, yani hızlı soru çözmedir. Çok kitap okuyan öğrenci hızlı okuyup anlayarak dakikaların altın değerinde olduğu sınavlarda diğer öğrencilerden daha başarılı olacaktır. Öyleyse imtihanı kazanmak istiyorsanız kitap okumayı asla ihmal etmemelisiniz.


ACABA HANGİ KİTAPLARI OKUMALIYIZ?

·Öncelikle unutmamalıyız ki hayvanların dahi yiyeceği otları seçtiği bir hayatta akıl sahibi insan mutlaka okuyacağı kitapları seçmelidir. Bu seçimde güvendiği sevdiği büyüklerinin tavsiyelerinin yanında milli manevi değerlerimize uygun bize iyilik, güzellik ve yardımlaşma duygusunu verecek kitaplar başta olmak üzere dikkatle seçtiğimiz her kitabı okuyabiliriz.
·Peygamberimiz “faydasız ilimden Allah a sığınırım” hadisi ile ölçüyü koymuştur. Tarih boyunca bütün medeniyetlerin çöküşü gençlerin kafasının faydasız ilimle doldurulması sonucu gerçekleşmiştir. Hem aklı hem de kalbi tatmin edici eserlerin okunması asla ihmal edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki insanda bedenin yanında ruh da vardır.
·Günümüzde maalesef kitap okuma alışkanlığı yaygın değil. Etrafımıza baktığımızda kaç ailede gerçekten kitap okumayı seven ve çocuğuna kitap okutan ebeveynler bulabiliriz. Dolayısıyla aslında insan için ekmek, su, kadar önemli bir unsur göz ardı edilmektedir. Gerçi aileler çocuklarının okulda kitap okuduğunu düşünüp sorumluluktan kurtulduklarını zannederler. Belki okuldaki dersler ile çevreyi ve toplumu yüzeysel olarak tanırız. Peki ya kendimiz hiç düşündük mü? Nereden geldik? Nereye gideceğiz? Her geçen gün bizi yaşlılığa, yaşlılıkta ölüme yaklaştırdığına göre her insan aslında ölümünü bekleyen bir idam mahkumu mudur? Tabii ki bir Müslüman olarak bunlara verebilecek cevabımız vardır. Ama kaçımız inandığımız dinimiz hakkında bir Hıristiyan veya ateistin sorularına cevap verebiliriz? Yani kaçımız inandığımız Allah’ın varlığını, inandığımız peygamberin hayata sunduklarını anlatabiliriz? Evet insan inandığını iddia ettiği herhangi bir düşünceye neden inandığını açıkça ortaya koyabilmelidir. Zira günümüzde Müslüman olduğunu söyleyen bir çok kişi kendi dini hakkında çok az şey bilmektedir. Öyleyse bir gencin dünyayı tanımak için ders çalışırken inandığı dinin güzelliklerini anlatan kitapları okumasından doğal ne olabilir?
·Peygamberimize Allah (cc)’tan gelen ilk emir “oku”dur. Bizler okumaya ve ilme önem veren bir dine inanıyoruz. Bir genç hem maddi hem de manevi yönünü dengeli olarak geliştirmelidir. Bunun yolu da derslerden sonra insanın en önemli ihtiyacı olan manevi ihtiyaçlarına cevap verecek kitaplar okumaktır.
 

DERSLER BİZİ GÜZEL BİR HAYATA ÖĞRENDİĞİMİZ DİNİMİZ DE CENNETE ULAŞTIRACAKTIR.




SON SÖZ


Okumanın faydaları hakkında az da olsa bilgi edindik şimdi biraz daha özel örneklere bakalım;
·JAPONYA 2. Dünya savaşında ABD tarafından atılan atom bombasının etkisiyle çekildi. 1945 yılı sonlarında her şeyiyle harap olmuş bir Japonya vardı. 1945’lerde Türkiye, Cumhuriyetinin 22 yılını yaşıyordu ve daha iyi olma yolunda Japonya ile kıyaslanamayacak derecede iyi durumdaydı. Günümüzde ise tam tersi Japonya ABD ekonomisini çökertecek bir teknoloji ile dünyanın süper gücü olurken Türkiye teknoloji yarışında çok gerilerde bir ülke. Nedenleri çok. İşte bir örnek; Japonya’da bir gazete 11 milyon satarken Türkiye’de çıkarılan tüm gazetelerin tirajı 3 milyona bile ulaşmıyor. Maalesef okumuyoruz.
·Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı devleti dünyanın en zengin ve en güçlü devleti idi. Oysa günümüzde batlılardan borç para dilenir durumdayız. Neden mi? Çünkü 8 yıllık kısacık saltanatına kıtalar fethini sığdıran koca sultan Yavuz Selim, develere yüklettiği kütüphanesini bir an olsun yanından ayırmamaktaydı. Şehzadelik döneminde 3 saate indirdiği uykusuyla günde 8 saatini kitap okumaya ayırmıştı. Türkiye’de ise 5139 genç üzerinde yapılan araştırmaya göre; gençlerin %69’u adını hatırlamayacakları kadar uzun zamandır kitap okumadıklarını söylemişlerdir. Durum ortada.
·Komünist Rusya’nın kurucusu Lenin Sibirya sürgününde Marks’ın kitabını Sibirya’nın dondurucu soğuğunda 1000 kez okurken muhteşem bir medeniyetin vârisleri olan bizler neyi kaç defa okuyor ve okuduklarımızı ne ölçüde hayata geçirebiliyoruz. Fert fert bunların muhasebesini yapmanın zamanı artık gelmedi mi?
BİR BAŞKA AÇIDAN OKUMAK
 

İnsanın kendini ve kâinatı tanımasının belki de en temel şartı okumaktır. Evet insan iyi bir öğrenim sonucu hayata hazırlanır ve diğer insanlara faydalı olur. Ancak insan hayata hazırlanırken mutlaka çift yönlü düşünmek zorundadır. Zira bir üniversite öğrencisinin öğrenimini tamamlayana kadar on beş yıl öğrenim gördüğünü düşünürsek insanın dünya hayatına hazırlanması oldukça uzun bir süreyi kapsamaktadır. Bir de dinin bize öğrettiği hayat vardır ki, biz buna ahiret hayatı diyoruz ve bu hayattaki menfi ya da müspet durum tamamıyla dünya hayatına bağlıdır. İyi bir hayat için ilim öğrenme gayretindeki şahıs acaba ahiret aleminde kendine çok faydası dokunacak ilimleri öğrenmede ne kadar iştiyaklıdır. Bir mü’minin bu konuda mutlaka kendini hesaba çekmesi gerekmektedir. Madem insan orada hesap verecektir öyle ise “Dünya hayatı için ilimde gösterdiğin iştiyakı “ahiretini öğrenmede neden göstermedin” hitabına maruz kalmamak için mü’min dinini mutlaka iyi öğrenmelidir ki bunun da en kolay yolu okumaktır. Evet ölüm haktır ve herkes için çok yakındır. Ahiret hayatına da dünya hayatı gibi ilmen ve fiilen hazırlıklı olunmalıdır ki, sonuç hüsran olmasın.



KİTAP OKUMA VE BİZ

 

1934 yılında Paul Valery şöyle yazıyordu: “Güzel bir kitap her şeyden önce bir okuma aracıdır. Ancak, aynı zamanda bir sanat eseridir, bir şahsi karakter ifadesidir. Hür olma ile geçerlilik kazanan şahsi düşüncenin, bütün alametlerini taşır.”

1933 Nazi Almanya’sında, muhteşem kitap yakma törenleri yapıldı. Ancak anlaşıldı ki: “Kitapların yakıldığı yerde bir müddet sonra insanlarda yakılır.”
Meşhur Çiçero, bütün hayatı da şu bir tek cümle ile özetleyiverdi: “Bir bahçen ve bir kitabın varsa hiçbir eksiğin yoktur demektir.”
Çiçero’nun sözüyle alakalı bir Afrika atasözü varır: “Kitap, cepte taşınan bir çiçek bahçesidir.”
Kitap ömrü uzatmanın en iyi ilacıdır. Kim ki kitap sever ve okur, onun yaşayışı dolu, zengin ve uzun olur. Zira insanın baş düşmanı boşluk ve tembelliktir ki; bu da stresleri doğurur. Streslerse insanın ölüm alarmlarıdır. Bundan kurtulmanın yolu kitap okumaktır.

Okumayı okul ve meslek kitabı ölçüsünde sınırlayan, beyin kapılarını bunun dışındakilere kapayan insan, kabuk bağlar, çevresi ile ilişkisi de bu kabuğun delikleri ile sınırlıdır. Kendini yenilemenin sırrı ise kitaplar arasında dolaşıp onların arkadaşlığını sağlamakla mümkündür.

Faydalı kitap okuyan bir insanın ufku genişleyeceğinden, bağnazlıktan uzak ve müsamahalı olacağı da şüphesizdir. Bir kitapsevere, kitaplığının önünde durarak: “Bunların hepsini okudun mu?” demek, ham ruhluluktur. Her kaynak kitap okunmaz; yeri ve zamanı geldikçe onlara bakılır ve istifade edilir. Çünkü kitaplar bir hayat boyu bitirilmeyecek kadar çoktur. Bu bakımdan en faydalıların içinden en lüzumlu olanların seçilip okunması gerekmektedir.
Kitap derken faydalıyı kastettiğimiz muhakkaktır. Zira “Faydasız ilimden sana sığınırım ALLAH’IM” diyen Nebiler Nebisini dinlememek mümkün değil.
Okuma seviyesini renkli resimlerle süslü gazetelere, ondan ne olduğu belli olmayan bir kısım dergi ve afişlere kadar düşürmüş olan insan için her şey bitmiş demektir.
Okuyup anlama zahmetinde bulunmadan bazı kitap ve dergileri de anlaşılmıyor, diye bir tarafa atan ve itenlere bir çift sözümüz var!.. “Ucuz etin yahnisi yavan olur”. Emek vermeden ne demek istediğini tekrar tekrar okuyup düşünmeden bir kalemde okuyup rafa kaldırdığınız şeylerin size ne faydası oldu. Ecdadımızın birikmiş kültür yığını haşmetli mabetleri gibi durmuş bize bakıyorlar. Biz de en harika sanatlar karşısında bile “Uyurgezer, vurdumduymaz” halimizle bakıp geçtiğimiz gibi sadece bakıp geçiyoruz. Başkaları bizim mirasımızla yükselirken bizim Hâlâ yerimizde saymamız da cehaletimizden başka neye verilebilir?

Kitap okumanın ne kadar ehemmiyetli olduğunu anlamak ve anlatmak ancak okuyan insanların anlayabileceği bir şeydir. Nitekim James Howell “Dünyayı yöneten, kalem, mürekkep ve kâğıttır” diyor, haksız da değil.


133
0
0
Yorum Yaz