Çocuğu kötü eğitmenin yolları

2011-03-02 12:21:00

Kötü bir çocuk, ya babanın yahut da her ikisinin eseridir. Çocuğunuzda gördüğünüz kötü bir huyun suçunu, mutlaka kendinizde arayın. Her anne-baba, genellikle, çocukta gördüğü yanlış bir davranışın suçunu; ya çocuğa ya da çevresine yükleme eğilimindedir. Çocuk, aileden gördüklerini taklit ederek büyür. Eğer siz, ona iyi bir terbiye vermiş iseniz; etraftan duydukları ona fazla tesir etmeyecektir. Kötü eğitimin ilk ve en tesirli basamağı, kötü örnek sergilemektir. Her akşam eve sarhoş dönen ve kazandığı paraları meyhaneci ile paylaşan bir baba, çocuğuna ahlâki nutuklar çekse, acaba ne kadar tesirli olacaktır!.. Kötü eğitimin ikinci basamağı, çocuğunuza yeterli zaman ayırmamaktır. Sadece dersi için onunla bir-iki saat beraber olmakla, anne-babalar görevlerini yapmış sayılamazlar. Çünkü, çocuk geri kalan zamanını sokakta, gelişigüzel arkadaşlarla veya evde televizyon karşısında geçirmektedir. Çocuğuna ayırması gereken kıymetli vakitlerini, misafir ağırlamakla, süslenip püslenmekle, ve dedikodu yapmakla geçiren bir annenin onun üzerinde ne hakkı vardır? Böyle bir anne, herhalde, iyi bir anne olduğunu iddia edemez... Servetine servet katmaya çalışan, işinden başka bir şey düşünmeyen, akşamlarını ya hesap yaparak veya kahvehanede arkadaşlarıyla oyun oynayarak geçiren bir baba da, iyi bir baba olduğunu söyleyemez. Çocuklarınız, şahsiyet teşekkülü için gerekli olan en kıymetli "Çocukluk çağı" nı', yakınlığınızdan ve sıcak ilginizden yoksun, hoyrat ve yabancı ellerde geçirilirse; acaba onlardan iyi ve sadık birer evlat olmalarını beklemeye hakkınız var mıdır? Kötü eğitimin ü... Devamı

Televizyon çocuklarınızı bakın nasıl etkiliyor

2011-01-07 08:17:00

Doç. Dr. Zeynep Hamamcı şiddet içeren dizi, haber ve çizgi film izleyen çocuklarda model alma yoluyla saldırgan davranışlar ve şiddet eğilimi ortaya çıkabileceğini söyledi. Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışma Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Zeynep Hamamcı, şiddet içeren dizi, haber ve çizgi film izleyen çocuklarda model alma yoluyla saldırgan davranışlar ve şiddet eğilimi ortaya çıkabileceğini söyledi. Doç. Dr. Hamamcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, televizyonun çocuklar üzerindeki etkisinin diğer yaş gruplarına göre daha fazla olduğunu belirtti. Televizyonun çocuklar için önemli bir taklit kaynağı olduğunu, çocukların televizyonda gördüğü modellerin davranışlarını taklit ederek değerlerini içselleştirebileceğini ifade eden Doç. Dr. Hamamcı, şöyle konuştu: ''Özellikle şiddet içeren dizi, haber ve çizgi filmleri izleyen çocuklarda model alma yoluyla saldırgan davranışlar ve şiddet eğilimi ortaya çıkabilir. Uzun süre televizyon karşısında kalmak çocuğun sosyalleşmesini ve yaratıcılığını olumsuz yönde etkileyebilir.'' Doç. Dr. Hamamcı, özellikle okul öncesi yaş grubundaki çocukların canlı ve cansızı ayırt etmekte zorlanabileceğini belirterek, televizyondaki, gerçek ve canlı olmayan bazı tiplemelerin çocuğu korkutarak onu olumsuz yönde etkileyebildiğini dile getirdi. Günümüzde televizyonun her evde bulunduğu ve hayatın çok önemli bir parçası olduğu düşünüldüğünde ailelerin çocukları için bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Hamamcı, çocukların bu olumsuz etkilerde... Devamı

Bebeğiniz zeki olsun istiyorsanız bunları yapın

2010-12-30 19:34:00

  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Nilüfer Toprakçı, bebeklerle anne karnından itibaren kurulmaya başlayan iletişimin, zekanın gelişmesinde olumlu bir rol oynadığını belirtti. Toprakçı, 0-3 yaş arasında bebeklerin zekasını etkileyecek noktaları şöyle sıraladı: Yeni doğan bebeğinizle göz teması kurun. Onunla konuşun, bir şeyler anlatın. Aynada kendisini görmesini sağlayın. Emzirin, mimikler yapın, yüzünüzü komik şekillere sokun. Onu gıdıklayın, gülmesini sağlayın. Birlikte yürüyüşlere çıkın. Ona şarkılar söyleyin. Bir şey yapmadan, ne yapacağınızı söyleyin. Ona kitap okuyun, resimleri gösterin, her şeyin adını söyleyin. Değişik dokulu kumaşları, giysileri ellemesini sağlayın, o­nları cildine değdirin, Televizyonu kapatın Devamı

Çocuk disiplininde yapılan hatalar

2010-12-30 19:31:00

  Çocuk yetiştirmek uzun ve zorlu bir süreç. Bu süreçte, sevgi ve disiplin çocuğa birlikte verilmeli. Hiçbirimiz mükemmel değiliz, istemesek de hatalar yapıyoruz. Bu yazıda, çocuk yetiştirmede sık yapılan hatalara değineceğiz, belki sizlerin de değiştirmek, düzeltmek istediğiniz davranışlarınız olabilir... 1- Sorunları görmezden gelmek: Eğer çocuğunuzla yaşadığınız öfke nöbeti, uyku problemleri gibi sorunlara eğilmeden onlarla birlikte yaşamaya çalışırsanız, hayatınızın normal bir parçası haline gelirler ve giderek çözüme ulaşmak zorlaşır. Bazen anne babaya çocuklarının çok yanlış davranışları bile rahatsız edici gelmez. Ancak, çevrenizdekiler veya doktorunuz sizi sürekli uyarıyorsa bir sorun olabileceğini göz önünde tutmalısınız. 2- Gerçekten sorun olup olmadığına karar verememek: Belli davranışlar bazı yaşlar için normaldir. Örneğin, iki yaşındaki çocuğunuz istediğini almadınız diye markette kendini yere atıp bir öfke nöbeti geçirebilir. Bunu, gelişiminin normal bir parçası olarak kabul edebilirsiniz. Ancak benzer bir davranışı altı yaşındayken tekrarlıyorsa, bir sorun var demektir. 3- Beklentinin aşırı olması: Çocuğunuzu tanıyın, belli yaştaki yetenek ve özelliklerini bilin. Ondan beklediklerinizi bu bilgilerin ışığında gözden geçirin. Örneğin doktorunuz iki yaşında tuvalet eğitimine başlayabileceğinizi söyler. Ancak, denemeleriniz sonuç vermiyorsa belki de sizin çocuğunuz henüz buna hazır değildir, ona biraz daha süre tanıyarak hem gereksiz çatışmaları aza indirmiş, hem de hazır olduğunda çok daha kısa sürede sonuç almış olacaksınız. 4- Tutarsızlık: Eğer bir gün hayır dediğinize ertesi gün evet derseniz veya sizin yasakladığınız bir abur cu... Devamı

Çocuklara yemek yedirmenin yolları

2010-12-27 16:48:00

  Bazı çocuklar yemek yemeye karşı iştahsızdır. Çocuk saatlerce sofranın başında oturup oyalanabilir veya acıkmadığını söyleyerek yemek yemeyi reddedebilir.   Yaşanan bu sıkıntılı durumdan dolayı bir süre sonra anne ile çocuk arasındaki ilişkide problemler yaşanmaya başlar. Çocuğun yemek yeme saatleri hem anne için hem de çocuk için işkenceye dönüşür. Toplumda bilinenin aksine şişman çocuk, sağlıklı çocuk demek değildir. Çocuğunuzun eninde sonunda mutlaka acıkacağını unutmamalı ve ona bu konuda destek olmaya çalışmalısınız. Kaşık tutma olgunluğuna eriştiği andan itibaren kendi kendine yemeğini yiyebilmesine imkân vermelisiniz. Aksi takdirde çocuk, sorumluluk duygusu ve özgüven kavramından yoksun olur. Bu noktada anneler küçük yöntemlerle bu sorunu aşabilir. Bunun için çocuğun tabağına yiyebileceği kadar yemek koymaya özen gösterip abartıdan kaçının. Aile olarak yemek saatinde bir düzen oluşturun ve çocuğa örnek olun. Çocuğa sevmediği bir besini alternatifler sunarak farklı şekillerde sunmaya çalışın. Çocuğunuza yemek yeme konusunda ısrarlı davranarak inatlaşma yoluna gitmeyin. Şu yöntemleri deneyin Yemek yeme konusunda çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın, özgüvenine ve kişiliğine zarar verir. Yemeğini yemediği takdirde 'başkasına veririm', 'sen yemezsen ablan yer' gibi sözcükler kullanmayın. Çocuğun yemek yemesini sağlamak için televizyonun karşısında uzun süre oturtmayın. Yemek yemeyi reddeden çocuğa bir dahaki öğüne kadar hiçbir besin vermeyerek acıkmasını bekleyin. Sofrayı keyifli hale getirin, oyun katın. Sebzeleri çocuğun ilgisini çekecek şekilde yapabilirsiniz. ... Devamı

Söz Büyüğün Sus Küçüğün

2010-12-26 21:35:00

Anne soruyor "Çocugum 10 yasinda ama çok çekingen, insanlarin arasina girmekte zorluk çekiyor, kendini ifade edemiyor. Bunun sebebi nedir, düzelmesi için ne yapmaliyim?" Çocugun ruhsal gelisiminde üç ana unsur çok önemlidir. Sevgi, disiplin ve ilgi. Disiplinin yanlis kullanilmasi çocugun gelecegini yanlis sekillendirecektir.   Disiplin kelimesi sert sözler, otorite, egitim çavusunun emirler yagdirmasi, sindirilmis kitleleri çagristiriyor. Çocuklarla ilgili düsünüldügünde bile bir sogukluk ifade ediyor.   Disiplin saglikli sinirlar koymaktir, kalp kirmak degildir. Düzeltmek ve iyilestirmekle yargilamak ve cezalandirmak birbiri ile karistirmamamiz gerekmektedir.   Disiplin çocuga hayatin kurallarini ögretmektir, onun kisiligini ezmek degildir.   Disiplin çocugu saglikli ve dengeli yetiskinlige hazirlamaktir.   Disiplin çocugun dogru ile yanlisi ayirma, kendini kontrol edebilme, özdisiplin sahibi olabilmesi, insan iliskilerinde sinir koyabilme, iyi ve yardimsever olabilmek gibi temel duygularimizi güçlendirmektir.   Basini duvarlara vuran   Anne-Baba olmamak.   Eger çok kati olursaniz çocugunuzun kalbini kirarsiniz, saldirgan veya çekingen kisilik ortaya çikar. Eger çok sefkatli... Devamı

Moda, çocukların masumiyetini çalıyor!

2010-12-26 12:30:00

  Psikologlar, modanın çocukların masumiyetini çaldığını dile getiriyor. Bu yüzden tekstil firmalarının çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine uygun kıyafetler üretmesi isteniyor.   Leopar desenli ceket, straplez elbise, file çorap, topuklu ayakkabı... Lüks restaurantta akşam yemeğine giden orta yaş bir bayanın kıyafetlerini saydığımızı düşünüyorsunuz kuşkusuz. Halbuki niyetimiz 2011 çocuk modasını tanıtmaktı sizlere. Şaşırmakta haklısınız; zira çocuk gardıroplarındaki elbiselerin 30-40 yaş arası kadın kıyafetlerinden bir farkı yok şimdilerde. Cinselliği ön plana çıkaran kısa ve dar kıyafetler süslüyor mağaza vitrinlerini. Moda ise çocukları çabucak ergen olmaya itmekle kalmıyor, daha 12'sinde alışveriş canavarları yetiştiriyor. Uzman psikolojik danışman Ayşenur Dinç, modadaki bu aşırılığı, "Çocukların masumiyeti çalınıyor." diyerek özetliyor. İngiliz hükümeti yakın gelecekte çocukları bekleyen tehlikeleri fark etmiş olacak ki modadaki aşırılıkla mücadele için kolları sıvadı. Kendisi de 3 çocuk babası olan Başbakan David Cameron, ailelerin çocuklarıyla alışverişe çıkmaktan korktuğunu gerekçe göstererek üzerinde 'Lolita' yazan kıyafetler ile cinsel içerikli yayınlara yasak getirilmesi talimatını verdi. Cameron'ın bu kadar kararlı olmasının altında yatan neden ise, 6 yaş çocuklar için üretilen 'Lolita' marka yatakları gördüğü zaman yaşadığı şok. Çünkü, Rus yazar Vlidimir Nabokov'un aynı isimli romanında orta yaşlı bir adamın 12 yaşındaki genç kıza tutkusu konu ediliyordu. Yasağın haklı gerekçelerinden birini İngiltere Çocuk Bakanı Sarah Teather BBC'ye verdiği röportajında şöyle dile getiriyor. "... Devamı

Okul Öncesi Altınçağ Eğitimi

2010-12-26 11:41:00

  Okul öncesi dönem adı verilen 0-6 yaş arası, öğrenmenin altın çağı olarak tanımlanır. Kişinin davranışlarıyla ilgili öğrenmelerin yüzde yetmişi bu yaşta gerçekleşir, kişiliğin temelleri bu dönemde atılır. Her ne kadar bazı nitelikler kalıtımla intikal edip doğuştan var olsa ve bundan dolayı çocuk, anne-baba ve eğitimciler tarafından hamur gibi yoğrulup istenen kıvama sokulamasa da, kişilik gelişiminde çevre faktörü önemli bir rol oynar ve kalıtımla gelen nitelikler değişime uğrar. Bu dönem, çocuğun "şuuraltı beslenme dönemidir". Bundan dolayı, okul öncesi eğitim hayatın ilk ve en önemli basamağıdır. Okul öncesi eğitimi kim verir? Bizim kültürümüzde çocuk hayatın içinde; annesinin yanında, dede ve ninelerinin masallarıyla, kardeş, akraba ve komşu çocuklarıyla oynayarak, yetişkinlerin davranışlarını taklit ederek, onların her halini örnek alarak büyür ve kişilik kazanır. Ancak günümüz şartlarında aynı eğitim tarzının sürdürülmesi ve gerçekleştirilmesi çok az çocuğa nasip olmaktadır. Çünkü bilhassa şehirlerde aile yapıları değişmiş, akraba-komşu münasebetleri zayıflamış, aile; anne-baba ve çocuktan ibaret küçük bir birim haline gelmiş, ya yaş farkından veya başka kardeş olmamasından dolayı çocuk oyun arkadaşsız kalmış, oyun mekânları yok olmuş, bir düğmeye basmakla çocuğa cazip ama zararlı da olabilecek sahneleri, programları odamıza taşıyan televizyon evi işgal etmiş, bu durum çoğu aileleri rahatsız etse bile çocuğu meşgul etme adına başka çare bulunamadığından onların izlenmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Bunlara anne babaların ilgisizliği, çocuk yetiştirmeyle ilgili bilgi eksikliği ve iş yoğunluğu da eklenince çocuğun ... Devamı

Kardeş kıskançlığı

2010-12-25 17:47:00

  KARDES KISKANÇLIGI INSANLIK TARIHI KADAR ESKIDIR Insanlik tarihinde ilk cinayetin kardes kiskançligi yüzünden islenmesi bu konuyu ciddiye almamizi gerektiriyor. Kabil, babasi tarafindan sevilen kardesi Habil’i o kadar kiskanir ki, kiskançlik atesini ancak onu öldürerek söndürmeye çalisir. Hz. Yusuf’un kardesleri de kiskançlik duygusuna yenik düserler, gezmeye çikarma bahanesiyle götürüp onu evlerinden uzak bir kuyuya atarlar. Anne babalarin üstesinden gelmekte zorlandiklari egitim problemlerinin basinda kardes kiskançligi geliyor. Kutsal kitaplar, peygamber çocuklarinin bile kardes kiskançligina yenik düstüklerini haber vererek, bizi bu konuda uyariyor. Kardes kiskançliginin önüne geçemediklerinden yakinan ve bizden yardim isteyen anne babalara soruyorum: “Kiskançlik kötü bir duygu mudur?” Hemen hepsi, “Evet, kötü bir duygudur” diyorlar. Eger siz de ayni fikirde iseniz, bu makale sizin için yazilmis demektir. Materyalist felsefelerin tesirinde kalan sosyal bilimciler ve insan kaynagi uzmanlari, yakin zamana kadar, zeka ölçen IQ (Intelligence Quantity) testlerini deneyerek üstün insani kesfetmeye çalismislardir. Ancak gözlem ve deneye dayanan arastirmalar yüksek entelektüel zeka katsayisinin kisiyi içinde yasadigi topluma ve kendisine faydasi dokunan, dürüst, faziletli, yüce bir insan yapmaya yetmedigini ortaya çikarmistir. Nöroanatomi ve sosyal psikoloji uzmanlarinin gelistirdigi yeni anlayisa göre, insani degerlendirmede entelektüel zeka ölçegi tek basina yeterli degildir. Duygusal Zeka (Emotional Quantity) ve Ruhsal Zeka (Psychic Quantity) ölçeklerinin de kullanilmasi gerekir. Insani diger yaratiklardan &uum... Devamı

Bir Bebeğin Duasi

2010-12-24 18:21:00

  Ey gökleri ve Yeri ve içindekileri yoktan yaratan Rabbim! Ben bir hiçtim,beni Sen Kudretinle yarattın. Bana Sen vucüt verdin,hayat verdin,ruh verdin. Bunları Sen bağışlamasaydın eğer,hiç kimse beni hiçlikten ve yokluktan çıkarıp bu dünyaya göndermezdi. Ben bir anne ve babadan doğdum.ama ben dünyaya gözümü açmadan önce,onlar da nasıl bir bebek beklediklerini bilmiyorlardı. Bana Sen kendi dilediğin gibi bir süret verdin. Bana dünyada hiç kimseye vermediğin bir sima verdin. Alemlerin Rabbi benim yüzümde,sadece bana ait bir eserini nasıl işlemiş,göreyim ve göstereyim diye. Bana göz verdin,Senin eserlerini göreyim diye. Bana kulak verdin,Senin yarattıklarının Seni nasıl zikrediyor işiteyim diye. Bana akıl verdin,Seni bulayım diye. Bana dil verdin,Seni zikredeyim diye. Bana kalp verdin,Seni seveyim diye. Dünya ve ahiretin bütün nimetlerini önüme serdin ve bana bir arzu verdinr1;Senden isteyeyim diyer1; Vermek istedin.çünki vermek Senin şanındandır. Onun için bana istemeyi öğrettin. Aldığım her nefes Senin Rahmetindendir Ya Rabbi. Eriştiğim her nimet Senin ihsanındandır Ya Rabbi. Neşem,sevinçim,mutluluk ve huzurum hep Sendendir Ya Rabbi. Senin gizli açık nimetlerinin sayısını bilemem,hayal bile edemem.bilsem de saymakla bitiremem Ya Rabbi. Yalnız üzerimdeki en büyük nimetini bilirim: Bana şükretmeyi öğreten de Sensin Ya Rabbi Devamı

Çocuğun Seviyesine İnin.

2010-12-18 22:37:00

Çocuğun seviyesine inin. Unutmayın ki, o erişkin olmadı ama siz çocuk oldunuz. Onun yaşlarında neler yaşadığınızı ve hissettiğinizi hatırlayıp ona daha iyi yaklaşabilirsiniz. Yoksa çocuğunuz sizi “anlamadığı bir dilden konuşan yabancı bir rehber” gibi görebilir. Bunun en sık rastladığım bir örneği, his ve fikirlerini paylaşmayan çocuklardır. Çocuk bir yığın sorun yaşamakta, içini şüphe ve korkular kemirmektedir ama ailesine hiçbir şey anlatmamaktadır. Çünkü anne-babanın tüm yaptığı, “evladım, bir derdin varsa anlat” demekten ibarettir. Oysa çocuk “Onlar büyük ve olgun. Benim korkularımı anlamazlar herhalde.” diye düşünebilir ve hislerini paylaşmaz. Dolayısıyla onun seviyesine inmek gerekir. Ali Budak Devamı

Çocuk dayağı asla söylemez

2010-09-22 01:05:00

International Hospital Çocuk ve Adolesan Psikiyatristi Prof. Dr. Aysel Eksi, çocuk ve dayakla olan ilişkisi hakkındaki soruları yanıtladı. Sizce Türkiye'de dayak yemeyen çocuk var mıdır? Var tabii. Bilinçle ve özenle yetiştirilen çocukların çok büyük bir kısmı dayakla tanışmadan büyür. Ancak dayak konusunu ele alırken şunu hatırlatmak gerekir ki; nadiren ve çok zorunlu durumda çocuğu fiziksel olarak cezalandırmakla onu dayakla terbiye etmek arasında fark vardır. 'Her dayak yiyen çocuk ilerde bundan mutlaka örselenir' diyemeyiz. Ben bir ruh hekimi olarak büyük oğluma bir kez vurduğumu biliyorum. Oğlum 4.5 yaşındaydı ve onu küçük kardeşinin gözüne kalem sokarken gördüm. Dehşet içinde onu omuzlarından tutup sarstığımı ve poposuna vurduğumu hatırlıyorum. O anda, oğlumun yaptığı şeyin çok tehlikeli olduğunu anlatmanın başka yolunu bulamamış olmalıyım, benim de o anda öfkemi boşaltmam gerekiyordu. Daha sonraki yıllarda oğlumla konuşurken 'biz seni hiç dövdük mü sence?' diye sordum. 'Hayır' dedi. Çok zorladığım zaman 'bilmiyorum ama dövdüysen herhalde hak etmişimdir' dedi. Bu çok samimi bir yanıttı. Çok zorunlu olduğum zaman bu yola başvurmuştum, bunun oğlumun ruh sağlığın olumsuz etkilediğini söyleyemem. Dayakla terbiye olmaz Peki sizce çocuk dayakla terbiye edilebilir mi? Çocuk dayakla terbiye edilemez. Terbiye, uzun etkili bir eğitim verme, tutum ve davranış değiştirme biçimidir. Oysa dövülen çocuk için, annesindeki öfkenin dinmesi önemlidir, aynı davranışları sonra yine tekrarlayabilir. Pek çok 'dayak arsızı' denilen çocukların neden dövüldüklerine değil, dayağın sonucuna önem verdikleri g... Devamı