Miraç’dan bize gelen hediyeler nelerdir?

2011-03-11 05:58:00

Beş vakit namaz, şirk koşmayanların Cennet’e girecekleri müjdesi ve Amennerresulü... 1Beş vakit namaz ki, aslında mükâfat itibarıyla elli vakit ibadettir. Efendimiz sanki Mirac’taki ilahi lezzeti tadınca, o imkanın, kendi istidatları nispetinde müminlere de verilmesi için niyazda bulunmuş ve niyazı kabul edilerek, o kapı, müminler için de bir ölçüde açık bırakılmıştır. Bu gerçeği de, “Namaz, müminlerin miracıdır.” diye ilân buyurmuştur. 2Şirk koşmayanların ebedî olarak Cehennem’de kalmayıp, Cennet’e girecekleri müjdesi. 3Bakara Suresi’nin son iki ayeti. Bu son iki âyet, Cibrîl vâsıtasıyla nâzil olmamış, Resûlullah Efendimiz bunları Mirac gecesinde vâsıtasız olarak işitmiştir. Bundan dolayı Bakara Suresi, Medine devrinde nazil olmuştur, ancak o takdirde bu iki âyet müstesna olarak daha önce nazil olmuş demektir. (Elmalılı) Bu duanın ruhunun anlaşılabilmesi için, bu ayetlerin Medine’ye hicretten yaklaşık bir-bir buçuk yıl önce Mirac’ta vahyedildiği göz önünde bulundurulmalıdır. O dönemde imanla küfür arasındaki çatışma çok şiddetli idi ve müminlere yapılan işkenceler en aşırı dereceye ulaşmıştı. Ve bu sadece Mekke ile sınırlı değildi. Tüm Arabistan’da bir müminin huzur içinde yaşayabileceği bir yer yoktu. Bu şartlarla başa çıkabilmeleri için Müslümanlara bu dua öğretilmişti. Allah, kuluna kendisine nasıl dua edeceğini öğrettiğinde, kul bu duanın kabul olacağından emin olabilir. Bu nedenle bu dua Müslümanlara büyük cesaret verdi ve en çok işkence gördükleri zamanlarda bile huzur içinde olmalarını sağladı. Ayrıca bu dua, onlara arzularını kontrol altında ve bu duada öğretile... Devamı

Cehennem nerededir?

2011-02-10 19:43:00

Cehennemin yeri gaybî bir konudur. Bize bildirilmemiştir. Allah’ın mülkü pek çok geniştir. Hikmeti ve irâdesi nereyi dilerse, Cehennemi oraya yerleştirir. Biz Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat, Cehennemin şu an varlığına inanıyoruz. Fakat yeri konusunda bir şey söyleyemiyoruz. 1Âhiret âlemine ait menziller ve yerler bu dünya gözümüzle görünmezler. Ancak bazı rivâyetlerin işâretleriyle belirli ölçülerde bakılabilirler. Meselâ Peygamber Efendimiz’in (asm): “Cehennem yedinci yerin altındadır” veya “Cennet semâda, Cehennem ise yerin içindedir.” 2 ya da “Dünya sıcaklığının şiddeti Cehennemin nefesindendir” buyurduğu rivâyetleri vardır. 3 Üstad Saîd Nursî Hazretleri, Cehennemin yerin altında olduğunu haber veren hadisleri şöyle tefsîr etmiştir: Cehennem dünya ile çok yakından alâkadardır. Meselâ yazın şiddetli sıcaklığına, Cehennemin harâretindendir denmiştir. Bir diğer husus, Cehennem dünya sakinlerinden olan insanlar ve cinlerle dolacaktır. Fakat, ışığı çekildikçe, yani dünyanın gölgesi üzerine düştükçe ayın görünmediği gibi, Cehennem de perdeli ve nursuz ateş olduğu için bize dünya gözümüzle görünmez ve hissedilmez. Cehennem ikidir: Biri Küçük, diğeri Büyük Cehennemdir. Küçük Cehennem, şimdilik Büyük Cehennemin çekirdeği hükmündedir ve Büyük Cehenneme ait bazı vazifeleri Allah’ın emriyle dünyada ve berzah âleminde görmektedir. Bulunduğu yer bakımından dünya ile alâkadar olduğu haber verilen Cehennem, Küçük Cehennemdir. Küçük Cehennem yerin altında, yani merkezindedir. Nitekim jeol... Devamı

Yasin-i Şerif Okutmak İsteyenler

2011-02-08 12:28:00

  Blogumuzda arzu ve ihtiyaca göre Yasin'i Şerif okutulmaktadır,okumak veya okutmak isteyen kardeşlerimiz e-mail mesaj veya yorum alanlarına taleplerini bildirmekten lütfen çekinmesinler.. gencmumine@gmail.com   Devamı

Nur suresi 35-38 ayetler Ziyad Patel

2011-03-03 08:13:00

  35- Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. 36- (Bu nur,) Allah'ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği evlerdedir; onların içinde sabah akşam O'nu tesbih ederler. 37- (Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar. 38- Çünkü Allah, yaptıklarının en güzeliyle karşılık verecek ve onlara Kendi fazlından arttıracaktır. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.   <iframe title="YouTube video player" width="480" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/eVTa857JzlY?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe> Devamı

Zina fuhuş ve namusla ilgili ayet ve hadisler!

2011-03-02 12:35:00

(Zinaya yaklaşmayın! O; hayasızlık, çirkin, aşağı bir iş, kötü bir yoldur.) [İsra 32] (Ey Resulüm, müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar! Müslüman kadınlar da ziynetlerini göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar örtsünler!) (Nur 31) (Yemin ederim ki, birinin başına demir çivi sokulması, yabancı bir kadına dokunmasından daha hafiftir.) [Taberani] (Sizin için en çok korktuğum şey zinadır.) [Taberani] (Zina etmeyin, kadınlarınızın cazibesi, sevgisi gider, soğukluk başlar.) [İ.Neccar] ([Bilhassa] zina eden ihtiyar lanete uğrar.) [Bezzar] (Zina fakirliğe yol açar.) [Beyheki] (Gençliğini zinadan koruyan [mümin] Cennete girer.) [Beyheki] (Bir kadın, beş vakit namazını kılar, namusunu korur, kocası ile iyi geçinirse, dilediği kapıdan Cennete girer.) [İbni Hibban] (Ey gençler, namusunuzu koruyun, zina etmeyin! İyi bilin ki, namusunu koruyana Cennet vardır.) [Hakim] (Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşayın ve iffetli olun!) [İbni Asakir] (Onun bunun karısını, kızını ayartan bizden değildir.) [İ.Ahmed] Fuhşun açığına da, gizlisine de yaklaşmayın(Enam 151) (Azab-ı İlahiden korkarak, başını yabancı kadından çevirene, Allahü teâlâ ibadetin tadını duyurur.) [Hakim] (Harama bakmayan gözler, Cehennem ateşi görmez.) [İsfehani] (Kadına, şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülüp, Cehenneme atılır.) [M. Enhür] (Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) [Beyheki] (Kadının yüzünden ve iki eli ayasından başka bütün bedeni avrettir.) [M.Enhür] (Bir yerde, zina ve riba çoğalırsa, o yerin halkı, belaya maruz kalır.) [Hakim] (Zina fakirlik getirir.) [Buhari] (Zinaya devam eden, putperest... Devamı

Cinsel Kültür Parkları

2011-03-02 09:32:00

Bizi gizli ve güçlü bir tehlike yakalamış durumda. Nedir bu tehlike ? Modern zamanlarla beraber din, kültür, ideoloji ve/veya diğer tercihlere sahip çevreler; yani bu ülkede bulunan bütün çevreler kendi “cinsel kültür parklarını” oluşturmaya başlamışlardır. Cinsel kültür parkları, cinsel içerikli kitaplar, erotik/porno filmler, striptiz kulüpleri, genelevleri, otostop ve otoban fuhşu, seks sektörünün farklı dalları, erotik shoplar... v.s. den farklı bir tehlikenin işareti ve adresleridir. İlginçtir ki bu parklarda toplumun farklı kesimlerini bir arada bulmak mümkün. Daha da vahimi bu parklarda bekçilik yapan bir çok insan ( bunların çoğu ilahiyat kökenli yazarlar ve sağlık dünyasından doktorlardan oluşmaktadır. İçinde öğretim üyeleri bile var.) cinsel eğitim adı altında sapkın ve çarpık cinsel anlayışı din adına, sağlık adına, mutluluk adına yayabilmektedir. Daha da vahimi, yaygınlaştırılan bu “kültür”ü toplum şaka maka cinsel eğitim veriliyor diye algılamaktadır. Toplum fuhuş sektörü konusunda yeterince bilgi sahibidir. Fakat toplumda “yağmurdan kaçarken doluya tutulmak” misali fuhuş sektöründen kaçanların çoğu cinsel kültür parklarına (daha doğrusu ağına) düşmektedir. Eskiden cinsel sağlık ve cinsel sorunlardan kaynaklanan boşanma hukuku hakkında kamuoyunun bilgilenmesi önemsenir; bunun dışındaki cinsel yaşam, yatak odası içinde başlayıp biterdi. Artık “yatak odaları fuarı” diyebileceğimiz teşhircilik ve seansların organize edildiği cinsel kültür parkları revaçta. Cinsiyet tatminsizliğinden kaynaklanan ve cinsel ilişki ile sınırlı çarpık roller (bunlara pozisyonlar da diyebilirsiniz) ile devam eden bu parklarla ilgili tam... Devamı

Gül Bebek

2011-02-09 11:13:00

  GÜL, MUHAMMEDİN KOKUSUNA GIPTA EDER KOKUMU O'NUN TERİNDEN ALDIM DER Gelişi ile kurak Badiye yaylasını bolluk ve berekete kavuşturan istikbalin şanlı Peygamberi, gül kokulu bebbek, derin seziş ve engin kavrayışlı sütannenin ihtimamında büyüyor. Halime ve kocası, gül kokulu bebeğe hayran ve vurgunlar... O'nu ilk tanıdıkları dakikadan bu tarafa harikuladelikler artarak devam ediyor. Görünüşe sütannenin engin titizliğinde, hakikatte ise ilahi himayede büyüyen insanlığın sultını sallallahü aleyhi ve sellem, iki aylık iken emeklemeye başladı; üçüncü ayda ayakta durabildi. Dördüncü ayda duvara tutunarak yüküyebildi. Yedi aylık olduğunda sağa-sola gidebiliyordu. Konuşmaya başlaması da Peygamberliğine müjde taşıyan başka bir hikmet... sekiz aylıkken anlaşılacak kadar, dokuzuncu ayda açık bir lisanla konuştu. Konuştuğumda ilk defa ve yüksek sesle: -La ilahe illallahü vallahü ekber. Velhümdülillahrabbil alemin / Kendinden başka ilah olmayan alemlerin Rabbine hamdolsun, dedi ve bundan sonra "Bismillah" demeden hiçbir işe başlamadı. On aylık olduğunda, ok atan öbür çocuklarla beraber O da ok atıyordu. Yayla ahalisi hayrette: -Sen kimsin ey çocuk? diye soruyorlar. Harika çocuk: -Ben arabın en hayırlısıyım. Harbde bahadır, mızrak atmada kuvvetliyim. Güzel ve haybetli görünüşlüyüm. Künyem, Abdülmuttalib oğlu Abdullah oğlu Muhammed'dir. İki yaşına geldiğinde, dört yaşındaki bir çocuk gibi gürübüz ve kopumluydu. Daha o yaşlarda mübarek işlerde sadece sağ elini kullandığı dikkat çekiyor. Hazret-i Halime anlatıyor: -Benden iki sene süt emdi. Bu zaman zarfında daima tertemizdim. Ak-pak yavrum, gece ve gündüz muayyen vakitle... Devamı

Maksudum Sensin Dayanağım Sen

2011-02-09 11:09:00

  “İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în.” “Sadece sana ibadet eder, sadece sana dayanır, senden yardım dileriz.” Bu cümleyi her namazın her rekâtında okuyoruz. Camide, evde, kırda-bayırda, her nerede bulunuyorsak Kâbe’ye yöneliyor ve konuşmaya başlıyoruz. Sahi biz kendi kendimize mi konuşuyoruz, yoksa karşımızda biri mi var? Soru tuhaf gelebilir. Ama kendi ibadetlerime, kıldığım namazlara, zikirlerime, dualarıma bakıyorum da, bu soruları sormadan edemiyorum: Zikir ile meşgul olurken kimin ismini anıyorsun? Dua yaparken kime yalvarıyorsun? Namaz kılarken kime “sadece sana ibadet eder, sadece sana dayanır, senden yardım dileriz” diyorsun? Düşünüyor ve soruyor, soruyor ve düşünüyorum: Şeksiz şüphesiz var olan O, tek ilâh, herkesin Rabbi... Evet O’nun karşısındasın, O’nunla konuşuyorsun. O’nun önünde secdelere yüz sürüyorsun. O, Allah... Mevlâmız, Rabbimiz... Her şeyin sahibi, her şeye her an hükmeden, yaratan... Canlıları sudan yaratan O... Her varlığa, insana her an şekil veren O... Toprağın sinesinde saklı tohumu bitiren O... İçtiğimiz suyu damla damla gökten indiren O... Dalından kopan tek bir yaprağın bile bilgisi dışında kopmadığı O... O Rabbimiz, Mevlâmız, kalplerimizin sahibi, sahibimiz... Zikrini çekerken seslendiğin O’dur. Namaza durduğunda karşında duran O’dur. Senin varlığın, gördüğün bildiğin herşeyin varlığı, O’nun varlığı karşısında sadece gölge. Gerçek varlık O’na ait... Ey var olan! Ey hakiki varlık! Var olan sensin sen... Sen ey Rabbim! Yarattıklarının varlığını, kendi varlığımı seni anlamama engel kılma. Beni var eden sensin. Varlığımı devam ettiren sensin. Her bir zer... Devamı

Namaza dair bazı hadisler

2011-02-09 11:05:00

  [7][7]  Peygamber (Salîallahu aleyhi vesellem)'in,   "Sabah namazını ortalık ağanncaya kadar tehir ediniz, çünkü (aydınlanıncaya kadar geciktirmek) daha sevaptır" mealindeki hadis-i şerifi buna delildir. Sabah namazının bu şekilde geciktirilmesi, cemaatın artmasını ve bu da ecir ve sevabın fazlalaş­masını temin eder. [8][8]  Serinlemenin ölçüsü şudur: Evlerin duvarları vb. şeyler gölge salmaya baş­lamalı, camiye gidenler de bu gölgelerden yararlanabilmelidirler. Orta-lığın serinlemesini beklemeye Efendimiz (Aleyhisselâm), "Öğleyi, ortalık serinley-inceye kadar tehir ediniz; çünkü şiddetli sıcak cehennemdendir" hadis-i şerifiyle işaret etmektedir. [9][9]  Bu vakitler girmeden evvel edası üzerine vâcib olan namazlara şunlar örnek gösterilebilir: Vitir namazı, mutlak nezir, iki rek'at tavaf namazı, kerahet vakti girmeden evvel başlanılıp da bozulmuş bulunan nafile namazlar ve bir de kerahet vaktinden evvel okunan secde âyeti için tilâvet secdesi. el-Muhît müellifi, sehiv secdesinin de tilâvet secdesi gibi olduğunu söylüyor. Kerahet vaktinin hâricinde kılman namaz için sehiv secdesi icâb etse de kerahet vakti girinceye kadar namaz sona ermemiş bulunsa, sehiv secdesi namaz kılanın üzerinden düşer. Çünkü kâmil bir vakitte ortaya çıkan (vacip olan) sehiv secdesi, noksan olan kerahet vaktinde edâ edilmez. Nafilenin mekruh olduğu vakitlerde şükür secdesi de yapılmaz, sair zaman­larda şükür secdesi mekruh değildir. [10][10] Buna, Müslim'in Akabe b. Amir (Radıyallaku an/t/den naklettiği, "Rasûlullah (Aleyhisselâm), şu üç vakitte namaz kılmamızı ve ölülerimize cenaze namazı kılmamızı yasakladı. Bu vakit... Devamı

Kader

2011-02-09 11:03:00

  Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır: Bize daima doğru söyleyen ve kendisine de doğru bildirilen Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "Sizin birinizin yaratılışı kırk gün anasının karnında toplanır. Sonra orada bir o kadar zaman içinde asılı bir parça hâlini alır. Sonra yine o kadar zaman içinde bir çiğnem ete dönüşür. Sonra bir melek gönderilir ve kendisine ruh üfürür. Melek, dört kelime yani rızkını, ecelini, amelini şaki ve said olduğunu yazmakla emrolunur. Kendisinden başka ilah olmayan Allah´a yemin ederim ki, sizden biriniz Cennet ehlinin ameli ile amel etmekte devam eder, nihayet kendisi ile Cennet arasında bir arşından başka mesafe kalmaz. Bu sırada yazısı o kişinin önüne geçer de Cehennem ehlinin ameli ile amel etmeğe devam eder ve Cehenneme girer. Ve yine sizden biriniz Cehennem ehlinin ameli ile amel eder, nihayet kendisi ile Cehennem arasında ancak bir arşın mesafe kalır. Bu sırada yazısı önüne geçer de Cennet ehlinin ameli ile amel eder ve Cennete girer." Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 4781 Enes b. Malik (r.a.) hadisi Allah Resulü´ne nisbet ederek: Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur, demiştir: "Şüphesiz Aziz ve Celil Allah rahime bir melek görevlendirmiştir. Melek: Ey Rabbim! Bir nutfedir. Ey Rabbim! Bir alakadır. Ey Rabbim! Bir çiğnem ettir der. Allah bir mahluk yaratmak istediğinde melek: Ey Rabbim! Erkek mi, yoksa dişi mi? Bedbaht mı, yahut mesut ve bahtiyar mıdır? Rızık ne olacak? Ecel ne olacak? Sorularını sorar. Böylece bunlar anasının karnında iken yazılır." Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 4785 Hz. Ali (r.a.) şöyle anlatır: Bakiu´l-Ğarkad mezarlığında bir cenazede idik. Allah Resulü (a.s.) yanımıza gelip oturdu, biz de etrafına oturduk. Beraberinde bir asa vardı... Devamı

Kıyamet,Cennet ve Cehennem

2011-02-09 11:00:00

  Ebu Hureyre´den (r.a.) nakledildiğine göre: Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde iri cüsseli, semiz bir kişi gelir. Fakat Allah yanında, bir sivrisineğin kanadı kadar ağırlığı olmayacaktır." Şu ayeti okuyunuz: Biz de onlar için hiç bir tartı tutmayacağız. Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 4991 Abdullah b. Mesûd (r.a.) Hz. Peygamber´in huzuruna bir alim geldi ve: Ey Muhammed! yahut da: Ey Ebu´l-Kasım! Hiç şüphesiz yüce Allah Kıyamet gününde gökleri bir parmağında, yerleri bir parmağında, bütün dağları, ağaçları bir parmağında, suları ve toprakları bir parmağında, diğer mahlukları da bir parmağında tutacak. Sonra onları sallayarak: Melik benim! Melik benim! buyurur dedi. Allah Resulü (a.s.), alimin söylediklerine şaşarak onu tasdik olmak üzere güldü. Sonra şu ayeti okudu: Onlar Allah´ı hakkıyla takdir edemediler. Halbuki Kıyamet günü bütün yer onun bir elindedir. Gökler de onun sağ elinde dürülmüştür. Tenzih ederim; O, onların koştukları ortaklardan münezzehtir. Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 4992 Ebu Hureyre´nin (r.a.) anlattığına göre: Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "Yüce Allah Kıyamet günü bütün yeri avucuna alır. Göğü de sağ elinde dürer. Sonra: "Melik benim. Hani yeryüzünün hükümdarları neredeler!" diye hitap eder." Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 4994 Abdullah b. Ömer (r.ahm.), Allah Resulü´nün (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Aziz ve Celil Allah Kıyamet günü bütün gökleri dürer. Sonra onları sağ eli ile tutar. Sonra da: "Melik benim! Zalimler nerede? Mütekebbirler nerede?... Devamı

İyilik,sıla ve edepler

2011-02-09 10:57:00

  Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır: Allah Resulü´ne bir kimse geldi ve: Benim güzel hizmet ve ülfet etmeme insanlar içinde en layık ve en haklı olan kimdir? diye sordu. Allah Resulü: Anandır buyurdu. Sonra kimdir? dedi. Allah Resulü: Sonra anandır buyurdu. Sonra kimdir? dedi. Allah Resulü: Sonra anandır buyurdu. Sonra kimdir? deyince Allah Resulü: Sonra babandır, buyurdu. Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 4621 Abdullah b. Amr b. As (r.a.) şöyle dedi: Bir adam cihada gitmek hususunda izin istemek için Peygamber´e (a.s.) geldi. Peygamber: Anan baban sağ mıdırlar? diye sordu. Evet, dedi. Peygamber: Şu halde sen (evvela) onlar için çalış buyurdu. Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 4623 Ebu Hureyre´nin (r.a.) anlattığına göre: Cureyc, bir manastırda ibadet ediyordu. Derken annesi geldi. Humeyd dedi ki: Ebu Rafi´, Allah Resulü´nün Cureyc´in annesinin, Cureyc´i çağırdığı sıradaki hâlini, kadının elini kaşının üstüne nasıl koyduğunu, sonra da oğlunu çağırırken başını nasıl kaldırdığını tarif etmesini Ebu Hureyre´nin nasıl gösterdiğini bize vasfetti. Sonra kadın: Ey Cureyc! Ben senin ananım. Benimle konuş dedi. Annesi ona namaz kılarken tesadüf etmişti. Bunun üzerine Cureyc: Allahım! Biri annem, biri namazım? diye düşündü ve neticede namazını tercih etti. Cevap alamayınca anası geri döndü. Sonra ikinci defa çağırmaya geldi ve: Ey Cureyc! Ben senin annenim; benimle konuş, dedi. Cureyc yine kendi kendine: Allahım! Annem ve namazım? dedi ve yine namazını tercih etti. Bunun üzerine annesi: Allahım! Şüphesiz ki bu benim oğlum Cureyc´dir. Kendisiyle konuştuğum halde o benimle konuşmaktan çekinmiştir. Allahım! Sen ona fahişeleri göstermedikçe canını alma, dedi. Allah Resulü... Devamı

Peygamber Efendimiz (a.s.m) Uyarıyor; 'Keşke' Demeyin!

2011-02-09 10:36:00

  İmtihana tabi olan insan, öyle bir ince elekten geçiyor ki, insanın 'keşke' demesi bile başlı başına bir sorun teşkil ediyor. Nitekim, Peygamberimiz (a.s.m) insanları uyarıyor: Sakın! 'Keşke' demeyin! İmtihana tabi olan bir varlık olarak insanlar, Allah’la olan münasebetlerinde her zaman dikkatli olmak zorundadır. İnsanın zihninde taşıdığı fikirlerin, davranışlarına yansıttığı fiillerin, ağzından çıkardığı sözlerin hepsi değerlendirmeye tabidir. Küfür-iman tablosunun, günah-sevap cetvelinin kaynağı bu üç mekanizmadır. Bunların–imtihan malzemesi olarak–önemi aşağıda takdim edilen ilahî-nebevî olan şu değerlendirmelerde açıkça görülmektedir: “Ey insanlar! Siz içinizdeki şeyleri açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onlardan dolayı hesaba çeker.” (Bakara, 284) Bu ayetten zihin-fikir planındaki düşüncelerimizden de imtihana tabi olduğumuz anlaşılmaktadır. Buna göre küfrünü açığa vuran kâfir gibi, küfrünü gizleyen münafık da hesaba çekilecektir. “Bugün mühür vuracağız ağızlarına, elleri Bize söyler, ayakları şahitlik eder, kendi yaptıklarına” (Yasin, 65) mealindeki ayetten ise, yaptığımız bütün fiillerimizden hesaba çekileceğimizi, organlarımızın aleyhimizde konuşup şahitlik edeceklerini öğreniyoruz. “O sırada siz o iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, işin aslına dair hiç bilginiz olmayan sözleri ağızlarınızda geveleyip duruyordunuz ve bunu basit, önemsiz bir şey sanıyordunuz. Halbuki o, Allah’ın nazarında pek büyük bir vebaldi!” (Nur, 15) “Gün gelecek, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları bütün kötülükleri tek tek bildirerek aleyhlerinde ... Devamı

Hadislerde infak

2011-02-09 10:25:00

  "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir." [Al-i İmran: 3/92] "Ey iman edenler, kazandığınız güzel şeylerden ve topraktan sizin için bitirdiğimiz ürünlerden başkaları için harcayın ama harcama için utanma ve iğrenmeden dolayı göz yummadan alamayacağınız kötü şeyleri seçmeyin." [Bakara: 2/267] Enes radıyallahu anh anlatıyor! Medine'de Ensar arasında en fazla hurmalığı bulunan Ebû Talha idi. En sevdiği malı da Mescid-i Nebevî'nin karşısındaki Beyruhâ adlı hurma bahçesiydi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu bahçeye girer ve oradaki tatlı sudan içerdi. "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça, en iyiye (birr'e) eremezsiniz" (Al-i İmran: 3/92) âyet-i kerîmesi nazil olunca, Ebû Talha Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in yanına geldi ve: "Yâ Resûlullah! Cenâb-ı Hak sana: "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça, en iyiye (birr'e) eremezsiniz" ayetini gönderdi. En sevdiğim malım Beyruhâ adlı bahçedir. Onu Allah rızası için sadaka ediyorum. Allah'tan onun sevabını ve âhiret azığı olmasını dilerim. Beyruhâ'yı Allah'ın sana göstereceği şekilde kullan" dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Aferin sana! Kârlı mal dediğin işte budur! Seni duydum, Ebû Talha. Onu akrabalarına vermeni uygun görüyorum." Ebû Talha: "Öyle yapayım, ya Resûlullah, dedi ve bahçeyi akrabaları ve amcasının oğulları arasında taksim etti." [Buhari, Müslim] Resulullah'ın yürümesi ve oturması Yürümesi Peygamber Efendimiz, ... Devamı

İnsanları cehenneme sürükleyen yalnızca dilleridir

2011-02-09 10:20:00

  Allah Resulü'nün Muaz bin Cebel'in sorusuna cevabı:İnsanların sıcaktan bunaldığı, hurma ağaçlarının altında istirahata çekildiği bir mevsimde Allah Resulü ve arkadaşları Bizans İmparatorluğu ile savaşmak amacıyla Tebük yollarındaydı. Sıcaklık gittikçe artıyor, düşman bir türlü ortaya çıkmıyor, yolculuk her geçen saat daha da zorlaşıyordu. Kur'an-ı Kerim o günleri zorluk zamanı olarak isimlendirmişti. Sıcaklık artık tahammül edilmez bir boyuta varınca Ashab-ı Kiram kendilerini korumak maksadıyla etrafa dağıldı. Genç sahabi Muaz bin Cebel arkadaşlarını seyrederken Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemi gördü. Resul-i Ekrem yalnızdı. Koştu hemen Efendimiz'in yanına geldi ve bu fırsatı en iyi bir şekilde değerlendirerek şu soruyu sordu: "Ya Resûlullah! Beni cennete girdirecek, cehennemden uzaklaştıracak bir ameli bana haber ver." Allah Resulü, Muaz bin Cebel'in bu istediğine şöyle cevap verdi: "Çok büyük bir şey istiyorsun. Ancak bu, Allah'ın kolay kıldığı kişi için pek kolaydır; Hiçbir şeyi ortak koşmadan yalnızca Allah'a kulluk edersin. Namazı dosdoğru kılarsın. Zekâtı verirsin. Ramazan orucunu tutarsın. Gücün yeter, imkân bulabilirsen haccedersin." Efendimiz Muaz'a İslam'ın temel esaslarına bağlı kalmasını tavsiye etti. Zira cennete girmek bu esaslara bağlı kalmakla mümkündür. 'Resulullah, hayrın kapılarını haber veriyor' Bir süre sonra Efendimiz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi sana hayır kapılarını haber vereyim mi? Oruç kalkandır. Sadaka, suyun ateşi söndürmesi gibi günahın azabını söndürür. Kişinin gece yarısı kıldığı namaz da günahı söndürür." Cennete ulaşmanın yol... Devamı

Nafile namazlar

2011-02-09 09:37:00

  Meşruiyeti: Nafile namaz eksik kalabilecek farz namazların yerine geçmesi için ve namaz ibadetinin ecrinin büyük olduğu için meşru kılınmıştır. Zira namazda olan fazilet hiçbir ibadette yoktur. Kıyamet günü insanın ilk hesaba çekileceği ibadettir. Allah’ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur: «إِنَّ أَوَّلَ مَا يُحَاسَبُ بِهِ العَبْدُ يَوْمَ القِيَامَةِ مِنْ عَمَلِهِ الصَّلاَةُ، فَإِنْ صَلُحَتْ فَقَدْ أَفْلَحَ وَأَنْجَحَ، وَإِنْ فَسَدَتْ فَقَدْ خاَبَ وَخَسِرَ، وَإِنْ اَنْقَصَ مِنْ فَرِيضَتِهِ شَيْئٌ قَالَ الرَّبُّ: أُنْظُرُوا هَلْ لِعَبْدِي مِنْ تَطَوُّعٍ؟ فَيُكَمِّلُ بِهَا مَا انْتَقَصَ مِنْ الفَرِيضَةِ ثُمَّ يَكُونُ سَائِرَ عَمَلِهِ عَلَى ذَلِكَ» Manası: “Kıyamet günü kişinin ilk olarak hesaba çekileceği amel namazdır. Şayet namazı (salih bir amel olarak) tam çıkarsa kurtuluşa erer ve hesap verme işleminde başarılı kılınır. Şayet namazı eksik ve bozuk çıkarsa kaybeder ve hüsrana uğrar. Şayet kılması gereken farz namazlarda eksiği olursa Rabbi şöyle der: Bakın! Kulumun eksiklerini tamamlamak için kılmış olduğu nafile namaz var mı? daha sonra bütün amelleri namaz konusundaki durumuna göre değerlendirilir.”[3] Nafile namazın evde kılınanı daha efdaldir. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur: «أَفْضَلُ الصَّلاَةِ صَلاَةُ المَرْءِ فِي بَيْتِهِ إِلاَّ المَكْتُوبَةِ» “Farz namazlar dışında en efdal namaz evde kılınan nafile namazlardır.” (Buhari -Müslim) *Namaz akıl baliğ olan her müslümana farzdır. *Namazda rekatların adedi konusunda hata yapan kişi hatırladığında az kılmışsa eksik kalanı tamamlar ve selamdan önce veya sonra iki secde yapar. Bu konuda efdal olan Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secdeyi selamdan önce yaptığı durumlarda secdeyi önce yapm... Devamı

Namazın sünnetleri

2011-01-07 16:12:00

  1. İftitah Tekbirinde, rükûya giderken, rükûdan kalkarken ve üçüncü rekata kalkarken getirilen tekbirlerde elleri omuz hizasına kadar kaldırmak. 2. Elleri bağlarken sağ eli sol elin üzerine koyarak göğüs üzerine bağlamak. 3. Namazın başında açılış duası okumak. Bu konuda Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den değişik dualar varid olmuştur. Sübhaneke duası gibi. 4. İlk okumaya başlandığında kovulmuş şeytandan Allah’a sığınmak. Yani (sesziz olarak “Eûzü billahimineşşeytanirracîm” demek sünnettir. 5. Fatihanın sonunda “Amin!” demek. 6. Fatihadan sonra küçük bir sûre veya okuyabildiği kadar Kur’andan âyetler okumak. 7. Rükûdan kalkış hariç bütün eğilip doğrulmalarda tekbir getirmek. 8. Beli düz tutup başı belin hizasında tutmak, parmakları açık tutmak kaydıyla ellerin iç kısımları ile iki diz kapağına dayayarak destek almak. 9. Rükûda üç defa «سُبْحَانَ رَبِّيَ العَظِيمِ » demek. 10. Rükûdan kalkınca «سَمِعَ اللهُ لِمَنْ حَمِدَهُ اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الحَمْدُ» demek. 11. Rükuda şu durumlara dikkat edilmelidir: 12. Secdede alın, burun, eller yere değmelidir. İşâret parmakları kulak hizasında olmalıdır. El ve ayak parmakları kıble yönünde yere yapışık bir şekilde uzatılır. 13. Secdede yapılan zikirler: «سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى» “Sübhane Rabbiye'l-âlâ” (üç defa). Şu duayı Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüku ve secdesinde çok yapardı: «سُبحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ اغْفِرْليِ» 14. “Sübhaneke Allahümme Rebbenâ ve bihamdike,... Devamı

Bu haftanın cuma kartları

2011-02-04 09:01:00
Bu haftanın cuma kartları |  görsel 1
Bu haftanın cuma kartları |  görsel 2
Bu haftanın cuma kartları |  görsel 3

Hayırlı cumalar.. Devamı

Ben Namazı Kendim ile Kulum arasında ikiye Böldüm

2011-02-03 20:24:00

    Ebû Hüreyre (ra)’dan, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu: “Kim Fatiha-i şerife süresini okumadan namaz kılarsa, bilsin ki bu namaz nakıstır -bu sözü üç kere tekrarladı- eksiktir.” Ebu Hüreyre (ra)’ye: “Biz imamın arkasında bulunuyorsak (ne yapalım)?” diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: “Yine de içinden oku.'' Zira ben Resulullah (sav)’ın şöyle söylediğini işittim: “Allah Teala hazretleri (bir hadis-i kudside) buyurdu ki: '' Yüce Allah(c.c) şöyle buyurur: ''Ben namazı kendim ile kulum arasında ikiye böldüm.Yarısı bana ve öbür yarısı kuluma aittir.Kulum istediğine kavuşacaktır.'' Kul, ''Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin'' , (Hamd alemlerin Rabbine aittir) dediği zaman.Allah(c.c) ''Kulum bana hamd etti'' der. Kul, ''er-Rahmanirrahim'' dediği zaman,Allah ''Kulum bana senada bulundu'' der. Namaz kılan kul,''Maliki yevmiddin'' (ahiretin sahibi) dediği zaman,Allah(c.c) ''Kulum benim şanımın yüceliğini ifade etti'' der. Namaz kılan kul,''İyyakena’budü ve iyyakenestain'' (yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım isteriz) dediği zaman,Allah(c.c) ''Bu söz hem bana ve hem de kuluma aittir.Kuluma istediğini verdim'' der. Kul,“İhdina’s’sırata’l-müstakim sıratallezine en’amte aleyhim gayr’il-mağdubi aleyhim ve la’d-dallin.” (Bizi doğru yola sevket, o yol ki kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoludur, gadaba uğrayanların ve dalalete düşenlerin değil) dediği zaman.Allah(c.c) ''Bu söz tamamen kulumla ilgilidir.Kuluma istediğini verdim.'' der. Alimlerin açıklamas... Devamı

Allah Yolunda Harcamak ve Cömertlik

2011-02-03 20:21:00

  Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir." (Al-i İmran; 92) Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede; insanların mallarından sadaka vermesini ve insanların sevdiği şeylerden harcamasını emrediyor. Çünkü insan, ancak sevdiği şeylerden fedakarlık yaparsa, Allah-u Zülcelal'in rızasına müstahak olabilir. Nasıl ki, dünya keyf ve sefası insan nefsinin hoşuna gidiyorsa, dünyada sahip olduğu mallar da insanın hoşuna gider. İnsan, mallarını çoğaltmak için çalışıp durur. Fakat Allah-u Zülcelal'in verdiğinden öteye gidemez. Bu malları Allah-u Zülcelal bize verdiğine göre, bizim için o mallar ancak bir emanettir. Allah-u Zülcelal; bizde ki emanet mallarımızdan, (emanet olarak bulunan dünya malından) sadaka ve bu malların zekatını, öşürünü vermemizi emrediyor. Nakledildiğine göre; şu beş şeyi esirgeyenden, Allah-u Zülcelal de beş şeyi esirger: "Zekat vermekten kaçınan kimsenin, Allah-u Zülcelal de malını korumasız bırakır. Sadaka vermeyen kimseyi, Allah-u Zülcelal de sağlıktan mahrum bırakır. Öşür vermeyen kimsenin, Allah-u Zülcelal de tarlasını bereketsiz kılar. Dua etmeyen kimseyi, Allah-u Zülcelal de icabetten mahrum bırakır. Namazına itina göstermeyen kimse de, ölürken "La İlahe İllallah" dan mahrum kalır." İşte bizler bunlara dikkat etmeliyiz. Allah-u Zülcelal'in bizlere verdiği nimetlere karşılık, emrettiği şeylere uymalıyız. Yoksa münkirlik yaparsak, sonunda kaybedecek bizler oluruz. Bir gün Ashab-ı Kiram Hz. Peygamber (S.A.V)'e şöyle bir soru sorarlar: "Ya Resulullah! Sen dünyadan ayrılınca, yerin üstü mü yoksa altı mı bizim... Devamı