İngiliz kadınların İslamiyetle değişimi

2011-07-04 13:44:00

Son on yılda Müslüman olan İngiliz sayısı, önceki on yıla göre iki kat arttı. İslamiyet’i seçen İngilizler’in üçte ikisi kadın. İngiltere’de Müslümanlığı seçenlerle yapılmış en kapsamlı araştırma:   İngiltere’de İslamiyet’i seçenler hakkında özel bir araştırmaya yer verdi. ‘İki kültür arasında kalmak’ başlığıyla sunulan araştırma İngiltere’de Müslümanlığı seçenlerle şimdiye dek yapılmış en kapsamlı araştırmalardan biri. Araştırmanın sonuçlarına yer verilen özel dosya oldukça ilginç sonuçları ortaya koyuyor.   Faith Matters isimli vakfın araştırmasına göre İngiltere’de son on yılda İslamiyet’e geçenlerin sayısı bir önceki on yıla göre iki kat artmış ve 100 bini bulmuş. Geçtiğimiz yıl Müslüman olanların sayısı ise 5 bin 200. Bu sayının üçte ikisini kadınlar oluşturuyor.   Müslüman olan İngilizler’in ortalama yaşı 27 buçuk ve bu grubun üçte ikisi kadınlardan oluşuyor. İslamiyeti seçen kadınların hemen hepsi başörtüsü takıyor. İngiliz kadın müslümanlar peçe ya da nikab gibi yüzü tümüyle kapayan kıyafetleri ise tercih etmiyor, ancak takılma hakkına saygı duyuyor.   Haberde ayrıca, İslamiyet’i tercih eden İngilizlerin oldukça zor bir durumda kaldıkları yorumuna da yer verilmiş. Çünkü bu kişiler yeni dahil oldukları müslüman toplumu tarafından kolaylıkla kabul edilmedikleri gibi yakın çevreleri tarafından da dışlanıyorlar.           Kaynak:İslam Denizi ... Devamı

Ruh ve Beden

2011-01-01 11:43:00

    Ruh yapısı ve insanlık   Can Çekişmenin Şiddeti ve Ölüm Anında Müstehab Olan Durumlar   Ruh ve beden   Ruh ile beden arasındaki ilgi nasıldır?   Ruh-dua ilişkisi var mıdır?   İnsan bedenine ruh ne zaman gelmektedir?   Ruh göçü (Reenkarnasyon) ve İslam'daki yeri nedir?   Ruh çağırma  ... Devamı

Cinsel Resimler ve Filmler

2011-01-05 08:35:00

  Dinimizde insanı kötülüklere iten zaaflar ve alışkanlıklarkonusunda yasaklayıcı hükümler bulunmaktadır. Bu hükümlere uyabilenler âhiretlerini kurtardıkları gibi, dünyalarını da kurtarıyor; gittikçe yaygınlaşan olumsuz alışkanlıklardan kendilerini ve çocuklarını da muhafaza ediyorlar.     Cenab-ı Hak'kın ikazına kulak verelim: "Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir  hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur." (1) Cenab-ı Hak "Zinaya yaklaşmayın!.." diyor. “Zina yapmayın!” demiyor, “Yaklaşmayın!” diyor. Onun için İslam alimleri zinaya vesile olabilecek, davetçilik mânâsına gelebilecek, tahrik ve teşvikçi görüntüleri yasaklayan din, müstehcene bakılmasını da caiz görmüyorlar. Çünkü asıl mesele yaklaşmamaktadır. Yaklaşmazsanız kurtulmanız kolay olur. Yaklaştıktan sonraki gelişmelere dayanmanız zorlaşır, ateşe yaklaşanın içine düşmesi gibi bir sonuç çıkabilir. Cenab-ı Hak bakma konusunda diğer bir ikazında şöyle buyuruyor: "Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar.... Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, " (2) Sofiyeden Şiblî (k.s.)'ye: "Ne demektir? diye sormuşlar, demiş ki: "Baş gözlerini haramlardan, kalp gözlerini Allah'tan gayri şeylerden çeksinler." (3) Gözler müstehcene nazar etmekten sakınılmalı ki hayaller tertemiz olsun, zihinler kirlenmekten korunsun. Sadece kafa gözlerini kapamakla, sakınmakla kalınmamalı, haramlar hayallere dahi alınmamalı, hayaller bile korunmalı diyor büyükler. Bu konudaki görüşler, Ahmed Şahin: Gözle bakış konusunda neden bu kadar israrlı ikaz ediliyor insanl... Devamı

Cennet Aşk Ehli İçindir

2011-03-03 08:35:00

"Her çile cennet yolunun bir taşıdır, imtihandan kaçan ahireti kaybeder" Hz. Muhammed (sav) Zorluk anları, Allah'ın insanlar için yarattığı çok değerli zamanlardır. İnanan insan zorluk ve sıkıntıyla karşılaştığı zaman, tüm bunların arkasından gelecek hayır ve hikmeti bekler. Yaşadığı her anın Allah'ın kendisi için yaratmış olduğu nimet, güzellik ve ecir fırsatı olduğunu düşünür. İnsan böyle zamanlarda çile çekerken, Allah'a olan aşkını, sadakatini, teslimiyetini gösterir ve ecir kazanır. Allah, teslim olması için insana hastalık verir, musibet verir. Bu, gerçekte Allah’ın rahmeti ve lütfudur. İmtihan olmak, Allah’ın kulunu unutmadığının işaretidir. Allah hastalığı verir, kendisini hatırlatır. Hastalık süresince insan hep Allah’ı hatırlar, O’na yakınlaşır. Rabb’i, sevdiği için hastalık verir; uzun sürmesi de nur alâ nurdur. Zorlansa, çile çekse de önemli değildir; çünkü kalbi tatmin bulur. Çileyi, belayı sahiplenir mümin; çünkü her şey kusursuz olsa, o zaman imtihan olmaz. Allah her konuda, açlıkla, canlardan ve mallardan imtihanla sınayabilir. İmtihan anında güzel bir sabırla sabretme, Allah’a güvenip dayanma oranında da alacağımız not yükselir. Sağlam olabilmek için birşeylerin zorlanması, canımızın acıması gerekir. Ne kadar imtihan olursa, o kadar ecir alınır. İnsan zorlukta Allah’ı anıp, kolaylıkta unutur. Ancak samimi mümin zorlukta da kolaylıkta da Rabb’ini anar, imtihan geldiğinde hoşnut olur; her anına şükreder. İnsan ne kadar çile çekerse, Allah’a o kadar yakınlaşırken, iman etmeyen uzaklaşır. “Sopayla kilime vuranın gayesi; kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.Allah tozunu alıyor niye kederlenirsin?... Devamı

Aydınlar Yerine Alimler...

2011-03-03 08:26:00

“Ey iman edenler! Siz içinde yaşadığınız toplumu iyi yönde değiştirmek istiyorsanız, başkalarıyla uğraşayım derken kendinizi, ailenizi ve çevrenizi ihmal etmeyin! Öncelikle kendinizi ıslah edip düzeltmeye bakın! O zaman hiç korkmayın; siz doğru yolda olduğunuz sürece, sapıklığa düşen kimse size zarar veremeyecektir. Unutmayın ki, hepiniz eninde sonunda Allah’ın huzuruna varacaksınız. İşte o zaman Allah, tüm yaptıklarınızı size bildirecek ve hak ettiğiniz ceza veya mükâfatı tam olarak verecektir.” (Maide-105) (Yukarıda tırnak içindeki metin bir “kısa açıklamalı Kur’an-ı Kerim meali”nden alıntıdır. Öncelikle bu güzel çalışma hakkında kendimce tanıtımda bulunmak istiyorum. Mahmut Kısa’nın eseri bu açıklamalı mealde aynen yukarıda olduğu gibi kelimeler kalın-ince yazılarak orijinal bir yöntem benimsenmiş. Kalın yazılan kısımlar Kur’an’ın bire bir meali, ince harflerle yazılan kısımlar ise müellifin tasarrufu ve açıklaması mahiyetinde. Muhammed Esed’in, Mustafa İslamoğlu’nun tefsir çalışmalarında parantez içinde kullanılan açıklamalar, Mahmud Kısa’nın çalışmasında parantez kullanılmaksızın yukarıda bahsettiğimiz yöntemle kaleme alınıyor. Tefsirlerde parantez içinde işlenen açıklamaların yanı sıra daha ayrıntılı olarak dipnotlarda geçen bilgiler de akıcı bir üslupla satır aralarına sığdırılmış. Meal kadar sade, tefsir kadar yorucu olmayan eserde parantezlerin kullanılmaması ifadelere ayrı bir akıcılık katıyor. Eserin müellifine ve Ramazan’da beni bu eserle buluşturan hocama dua ediyorum. Buradan okurlara bir başucu eseri olarak bu çalışmayı edinmelerini tavsiye ediyorum. Açıklamalı mealimiz Yediveren Yayınlarından çıkmış. Alt düzey bir Kur’an talebesi olarak ihtisasımız olmayan b... Devamı

Cinsel Özgürlük

2011-01-01 12:28:00

"İç bâde, sev güzel var ise akl ü şuurun Dünya var imiş yok imiş ne umurun" Nefsin egemenliğini ifade eden yukarıdaki sözün bugünkü karşılığı hedonizm’dir. Zevkçilik akımı da denilebilir. Tarihte ilk defa Yunan filozofu Epikür haz peşinde koşmayı insanın amacı olarak tanımlamıştır. Günümüzde ise bu düşüncenin bilimsel kaynağı Freud olmuştur. İnsanın varoluş amacını zevklerini tatmin olarak tarif eden Freud, bunun bastırılması sonucu ruhsal rahatsızlıkların ortaya çıktığını savunmuştur. BİR HEDONİST PORTRESİ Birincisi, "Her arzunu tatmin et, her zevki tat " ilkesini benimserler. Bunu engelleyen şeyler onların düşmanıdır. İkincisi, "En kutsal değer senin çıkarındır" diye düşünürler. Bir hedonistin kendi çıkarı için feda edemeyeceği değer yoktur. Üçüncü özellikleri, çalışmayı sevmemeleridir. Kazanmak için ter dökmek, onlara göre, ahmaklıktır. İş ve çalışma, zamandan ve keyiften alıp götüren şeylerdir. Bunun için, tembellik ve zor şeylerden kaçma, bu kişilerin özelliklerindendir. Dördüncü özellikleri ise, en ziyade nefret ettikleri şeylerin kurallar, yasaklar ve sınırlar olmasıdır. Din ve ahlâk kelimeleri kendilerini en fazla rahatsız eden kelimelerdir. Ölüm gerçeği de onları çok rahatsız eder. Ölümü düşünmemek için en büyük silahları ise alkol ve keyif verici maddelerdir. Beşincisi, aileyi cinsellik boyutuna indirgerler. Kadın yasak zevklerin aracıdır. Aile için sorumluluklar, çocuk sahibi olmak bir hedonistin rahatını kaçırır. Bunun için ya boşanmayı çok yaşarlar veyahut evlenmekten kaçınırlar. Altıncı özellikleri ... Devamı

"0" kilometrelik bir emanet

2011-03-02 12:19:00

"Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi." (Nahl, 78) İnanan bir insan için, ana rahmi, çocuk için ilk terbiye alanıdır. Çocuk bu alanda anasına: 1- Fiziksel, 2- Ruhsal yönü ile irtibat halindedir. Annenin: 1- Yemesi, içmesi, yaşayış tarzı, tembel ve çalışkanlığı, iyi veya kötü beslenmesi, 2- Sigara içmesi, içki kullanması, yalan, gıybet vs. gibi günahlara girmesi, 3- Maddi olarak renk ve sima gibi vasıflan, 4- Ahlak, edep, şeref, güzel veya çirkin huy, karakter biçimi gibi şeyleri rahimdeki çocuğa müsbet veya menfi olarak tesir eder. Tüm bu sebeplerden dolayı, Kur'an'a göre çocuk terbiyesi, doğumdan önce başlar. Doğum sonrası terbiye, doğum öncesi terbiyenin bir uzantısıdır. Doğum öncesi terbiyede en önemli faktörlerden birincisi, Yüce Yaratıcıdan ilahi müdahale istemektir. Ki, bu isteklerin örnekleri özet olarak şöyledir: " Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah'a: Andolsun bize, kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız." (A'raf 189) "Ey Rabbimiz! Beni ve soyumdan gelecekleri, namazı devamlı kılanlardan eyle." (ibrahim, 40) "Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl." (Furkan, 74) "Ey Rabbimiz. Onlara, içlerinden Senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder." (Bakara, 129) Şu gerçeği bir daha hatırlayalım: İnsanın fıtratında Musa olmak da, Firavun olmak da gizlidir. Çocuklarını iyi yetiştirenler, eğitenler Musalık yönlerini ortaya çıka... Devamı

Cinsel öfke sinirsel öfkedende korkunç mudur?

2011-02-06 12:09:00

  İki tehlikeye dikkat: Sinirsel ve cinsel öfke Kapıldığı sinirsel öfkelerle hep pişman olacağı işler yapan öfkeli bir adam, Efendimiz’e gelerek sormuştu: - Bana bir ibadet haber ver ki onu yapınca cennete gideyim!.. Efendimiz’in bu adama cevabı çok kısa ve net oldu: -Öfkeni yen, sana yeter! Şayet cennete götürecek bir amel sahibi olmak istiyorsan!.. Evet, öfkenin bir anı oluyor ki, namluyu hedefine doğrultan adam, tetiği çekerek bir anda hedefini yere seriveriyor. Bir dakika içinde bir Allah binası yerle bir edilebiliyor… Sonrası?.. Sonrası ömür boyu pişmanlık. Ama bu pişmanlık öleni geri getirmiyor… Bu öfkenin bir de cinsel tahrik sonucu duyulanı vardır ki, bu cinsel öfke, tetiği çekip de gözünü kırpmadan adam öldürten sinirsel öfkeden az pişmanlık getiriyor değildir… Bu sonucundan dolayıdır ki, Efendimiz, cinsel öfkeye sebep olacak tahrikçi görüntü ve çevrelerden uzak durmayı, mahremiyet sınırlarını aşmamayı tembih ettiği ümmetine çarpıcı ikazlarda bulunmuştur: -Cinsel arzuları ayaklanan insan, aklının ya tümünü, ya da üçte ikisini yitirmiş insan haline gelebilir!.. Öyle ise bu konu iyi düşünülmeli, şurada buradaki tahrik ve teşhirlerin tuzağına düşmekten ciddi şekilde kaçınmalıdır… Bilhassa tenha yerlerde iki yabancı cinsin göz göze, yüz yüze gelmesi, cinsel öfkenin yavaş yavaş kabarmasına zemin hazırlar. Önce masumca sohbetler, sonra tokalaşıp el tutuşmalar… Derken bir zaman gelir ki cinsel öfkenin kabarmış dalgaları tarafları sürükleyip götürmeye başlar. Artık olmayacak şeyleri olur hale getirmeyi bile düşündürür… Her türlü riski göze alacak duruma bile gelebilirler. T... Devamı

Cinsel Mutluluğu Etkileyen Psikolojik Sebepler

2011-02-28 12:07:00

Kadının cinsel ilişki esnasında orgazma ulaşmaması haliyle cinsel soğukluğu biribirine karıştırmamak gerekir. Cinsel soğuklukta, cinsel ilişkiye karşı tam bir isteksizlik bulunduğu halde burada ele alacağımız durumda cinsel arzu tamdır. Hatta bazı kadınlarda bu arzu çok şiddetli olabilir de yine orgazm olamazlar. Aşkın başlangıcında kadın hoşa giden bir hisle heyecanlanır ve bu his orgazm oluncaya kadar artarak sürer. İşte orgazm, bu erotizmin en yüksek düzeye ulaştığı ana denir. Kadın orgazma kadar devamlı olarak tahrik, orgazmı duyunca da tatmin olur. Aşk esnasında zevk duyan kadınlar orgazmı duymasalar bile az çok bir tatmine ulaşırlar fakat orgazmın verdiği rahatlık ve gevşemeye hiçbir zaman ulaşamazlar. Hatta bazı kadınlar birleşme sırasında duydukları zevki orgazm sanarlar ve cinsel ilişkinin fazla zevkli olmadığını iddia ederler. Burada erkeklerin eşlerine rehber olmaları gerekir. Kadının cinsel bilgisi zayıf olursa gerçek durumu anlayamaz, oysa erkek çoğunlukla kadınından daha bilgili olması gerekir. Ne var ki bazı erkekler, kadının cinsel yapısını ve yaşantısını bilemezler. Evlilik öncesini haram olduğu halde kiralık kadınlarla geçirmiş olan erkekler, kendi eşlerini de tanıyamazlar. Çünkü kiralık kadınlar, bir an önce işlerini bitirip para almak için duygusal hereket etmezler. İşin fiziksel yönünü acelece bitirip para aldıklarından erkekler, tüm ilişkileri böyle sanırlar ve eşlerine yeterli ilgi göstermeden hemen ilişkiye girerler. Böylece kadını doyurmazlar. Eşini gerçekten seven bir erkek bu durumda çok dikkatli olmalıdır. Unutmamalıdır ki orgazmla sonuçlanmayan bir birleşme kadında üzüntü yaratır. Kadınlar bile bazan gerçek huzursuzluklarının nedenini bilmezler. Sinir krizleri geçirirler, her şeye çabucak kızarlar, bunların nedenini günlük olaylara bağlı... Devamı

Gusül abdesti cinsel hayata ne kazandırır ?

2011-03-02 09:51:00

Gusül abdestini Allah emrettiği için alırız. Yani İslâm dininde Allah emreder, Müslüman da emre itâat eder. Bir Müslüman gusül abdesti alırken, "kirden, pisten temizleneceğim" diye düşünmez. Gusül abdesti alması gerektiği için yıkanır. Amma bu arada temizlenmiştir de... Olabilir. Asıl olan "emre itâat"tir. Maddî temizlik, sonradan ve kendiliğinden gelen bir hâldir. Hemen şunu da belirteyim ki, gusül abdesti gibi, maddî temizlik emri de vardır. Bu sebeble gusül abdesti alan, her türlü maddî temizliğini de yapacak. Bu da ayrı bir konudur.     Gusül abdesti, bir emir olduğuna göre, gusül abdesti ile uzaktan yakından ilgili emirler de vardır. Meselâ Müslümanın zina etmesi, içki içmesi haramdır. Öyle ise, gusül abdesti alma emrine uyan Müslüman; "İçki içme, zina etme!" gibi emirlere de uyacaktır. Bu durumda dinî emirlerine uyan bir Müslüman iki şekilde cünüp olur: Biri, eşiyle; diğeri de uykuda... Eşi ile cünüp olmak, iradeli bir davranıştır. Öyle bir zamanda cünüp olmalı ki, namaz vaktini kaçırmamalı. Yıkanma zamanı bulmalı. İşine geç kalmamalı, soğukta yıkanıp, hasta olmamalı. Dikkat edilirse gusül abdesti alma mecburiyeti, insanın sık sık cünüp olmasını önlüyor. Bilindiği gibi sık sık cünüp olmak, insanın sinir sistemine ve beyin yapısına zararlıdır. Bir kısım hastalıkların sık sık cünüp olmakla ilgisi vardır. Hatta sık sık cünüp olanlarda verem, psikiyatri ile ilgili çeşitli rahatsızlıklar görüldüğü gibi, çıldırma, intihar gibi haller de görünür. Ayrıca insan hafızasının da zayıflamasına neden olduğu pek çok deneyim neticesinde gör... Devamı

Sanat Anlayışımız ve Fuhuş Sektörü!

2011-01-08 09:46:00

İnsani duygu ve düşüncelerin, estetik biçimde ve ruhu besleyecek tarzda dışa vurulması demek olan sanat, bir diğer ifadeyle hoşa giden bağıntılar yaratma ve çabası ve işi, bugün daha çok insani olmayan duyguların, hayvani çıplaklığın, hayvani yırtınmaların ve hayvani tepinmelerin en adi şekliyle icra edilmesi olarak görülmekte. İlkel cahiliyye çıplaklık ve fuhşunu modernize ederek taklit edebildiği oranda kişi, büyük sanatçı olabilmekte. Herhangi bir özeliğinin, farklılığının, yeteneğinin olmasına gerek yok; eğer 90 – 60 – 90 ölçülerine uyuyorsa bir genç kızın (!) orasını burasını cömertçe göstermesi, cıvıkça, laşkaca kahkahalar atması, dilimizin varmadığı buna benzer bir kaç hareket yapması yetiyor yıldız, güneş, kraliçe, sanatçı vb. olmasına. Medyanın desteğini de aldımı arkasına tüm yolları artık açıktır ve işi de tamamdır madde endeksli dünya da ondan sonra vur patlasın çal oynasın.. Allah biraz ses, biraz fizik, ucundan samimiyetsiz sadakat vermişse yeter. Kültür, eğitim, nota vb. müzik ve sanat için gerekli tüm şeyleri ne oranda bilmiyorsa o kadar kolay, ses sanatçısı olur aday. Çünkü o oranda kullanılabilecek, eğlence dünyasının sömürü çarklarının önemli dişlisi haline gelecektir. Ahlâk mı? Güldürmeyin beni (daha doğrusu, ağlatmayın beni). "Ahlâk", demokrasi darağacında özgürlük denilen cellat tarafından modern yaşam kanunlarına muhalefet suçundan idam edileli hayli zaman oluyor Batıda ve onun kör taklitçisi Türkiye Cumhuriyeti’nde. Bale ve dans gibi gösteriler ne kadar bayağı, erotik özellikler taşıyorsa o kadar makbul o kadar can alıcıdır. Çılgınlıklar, taşkınlıklar, özgürl&... Devamı

Cinsel öfkeden de kendinizi korumaya alın!

2011-01-07 09:39:00

  Bir adam, Efendimiz'e gelerek, "Beni cennete götürecek bir davranış haber ver de onu yerine getirince cennete gideyim." demiş. Efendimiz (sas) Hazretleri de adama kısaca şu tavsiyede bulunmuş: "Seni cennete götürecek şey, öfkene uymamandır. Öfkene kapılma, öfkeni yen, gerisi sana yeter!" Evet, cennete gidebilmek için yenilmesi gereken ilk şey öfkedir. Ancak bu öfkenin iki çeşidi vardır. Biri (sinirsel) öfke, biri de (cinsel) öfke. Hatta (cinsel) öfke, tetiği çekip de gözünü kırpmadan adam öldürten (sinirsel) öfkeden daha kötü sonuçlara da götürebilir öfke sahibini. Bundan dolayıdır ki, Efendimiz, (sas) Hazretleri, (cinsel) öfkeye sebep olacak teşhirci, teşvikçi görüntü ve çevrelerden uzak durmayı ısrarla tembih etmiş, mahremiyet sınırları içinde kendini korumaya alıp muhafaza etmeyi tavsiye buyurduğu hatırlatmasında şu çarpıcı ikazda bulunmuştur: -Cinsellik öfkesine kapılan adam, o halde iken aklının ya tümünü ya da üçte ikisini yitirmiş deli gibi olur! Yani her türlü hatayı göze alacak deli haline gelir alevlenen duygusunun baskısına maruz kalan adam. Artık yapmayacağı yanlış, göze almayacağı hata yoktur bu duyguya kapılan kimsenin. Tıpkı telefondaki gencin bir dizi yanlışları çekinmeden göze alışı gibi. Duygusunun öfkesine maruz kalmış genç bakın nasıl soruyor sorusunu: - Okuldaki arkadaşımla aramızda gizli dinî nikâh yaptırmak istiyoruz. Ailemizin haberi olmadan yaptıracağımız bu gizli dinî nikaha nasıl bakıyorsunuz?.. Bu gibi soruların arka planındaki faciaları çok dinlediğimden dolayı uyarıcı cevabım sert oldu mecburen: - Ben, dedim, intiharın her türlüsüne karşıyım. Hayatının baharında... Devamı

Damat Efendi

2011-03-02 09:38:00

Mecmau'l-Enhür sahibi Muhammed b. Süleyman, “Damat Efendi” lakabıyla meşhur olmuştur. Çünkü, bu iffet âbidesi, talebelik döneminde bir gece yarısı, mum ışığı altında ders çalışmaktadır. İlmî mütâlaalara daldığı bir esnada kapısı çalınır. O vakitte birinin gelmesinin hasıl ettiği hayret ve misafirin kimliği hakkındaki merakla hemen kapıyı açar. Karşısında genç ve güzel bir kızcağız durmaktadır. Misafir, yolunu kaybettiğini ve etrafta başka bir ışık göremediği için onun kapısını çalmaya mecbur kaldığını söyler. Genç talebe, misafirini geri çeviremez, onu gece karanlığına ve sokağın soğuğuna terkedemez, çaresizce kızı içeri alır. Ona oturup dinlenebileceği bir köşe gösterdikten sonra da sabaha kadar dersine çalışmaya devam eder. Utangaç ve gizli-saklı nazarlarla onu seyreden kızcağız, bu iffetli talebenin bir haline taaccüb eder; genç, arada bir parmağını önünde yanan mumun alevine tutmakta ve bir müddet öylece bekledikten sonra geri çekmektedir. Bir defa ile de yetinmemekte ve bunu ara ara sürekli tekrarlamaktadır. Bu hal üzere sabah olur. Gün ışıdıktan sonra genç kız oradan ayrılıp evine döner. Halkın yardımıyla yolunu bularak ulaştığı ev, Osmanlı vezirlerinden birinin sarayıdır; bu genç kız da, o vezirin kerimesidir. Saray halkı, ona geceyi nerede ve nasıl geçirdiğini merakla sorarlar; zira, bütün gece onu aramış ama bir türlü bulamamışlardır. Genç kız başından geçenleri, gördüklerini ve hususiyle de kendisini misafir eden talebenin tuhaf halini bir bir anlatır. Vezir, kızına yardım eden o genci sarayına davet eder ve niçin sabaha kadar elini yanan mumun üzerinde tuttuğunu ve elinin yanmasına sebep olduğunu sorar. Yusuf yüzlü g... Devamı

Âlimin dinimizdeki yeri

2011-01-02 08:52:00

  Sual: (Kur’an herkes için inmiştir. Onun için âlime, ilim sahibi olmaya ihtiyaç yoktur) diyenler çıkıyor. Âlim olmasa Kur’an anlaşılmaz mı? CEVAP Anayasa da herkes içindir; ama kanunlar, tüzükler olmadan anayasa ile memleket idare edilebilir mi? Kanunları da ancak hukukçular anlayabilir. Hasta olan avukata değil doktora gider. İlmin, âlimin önemi nasıl inkâr edilebilir. Kur'an-ı kerimi herkes kolayca anlasa idi, Peygambere ihtiyaç kalmazdı. Hadis-i şerifler, Kur'an-ı kerimin açıklaması mahiyetindedir. Hakiki âlimler de, hadis-i şerifleri açıklamışlardır. Arapça bilen herkese âlim denmez. Hakiki âlim, Kur'an-ı kerimi, hadis-i şerifleri açıklayan yetkili, yüksek insandır. Çok ilmi olduğu halde, hakkı bâtıldan ayıramayan, hakiki âlim değildir. Yetmiş iki sapık fırkanın önderleri de derin âlim idi, hakkı bâtıldan ayıramadıkları için dalalete düşmüşlerdir. Şu halde, âlim çok bilen değil, hakkı bâtıldan ayıran din uzmanlarıdır. Bunlar Peygamberlerin vârisleri, vekilleridir. İctihadlarında isabet etmeseler de yine sevap alırlar. Bunlara uyanlar da kurtulur. Dinimiz âlimleri övmektedir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Bilmiyorsanız ehl-i zikre [âlimlere] sorun!) [Nahl 43] Demek ki bilmeyen insanlar da var ki, Allahü teâlâ, bilenlere sormamızı emrediyor. (Bu örnekleri ancak âlimler anlar.) [Ankebut 43] Herkes her örnekten anlamaz. Âlimler, kıymetli insanlar ki, ancak âlimler anlar deniyor. (Gökleri ve yeri yaratması, dil ve renklerinizin farklı olması da Onun [kudretini gösteren] alametlerindendir. Elbette bunda âlimler için ibretler vardır.) [Rum 22] Ancak âlimler ibretle bakıp, y... Devamı

İnsan niçin ilim öğrenir?

2011-01-04 08:49:00

  İnsan, öğrendiğini hayata geçirmek ve başkalarına da öğretmek, faydalı olmak için ilim tahsil eder. Bu düşünce ile ilim tahsil edilmelidir. Böyle ilim tahsil edilirken ömrü vefa etmeyip ölen kimselerle ilgili olarak Peygamberimiz şu müjdeyi veriyor: "İlim tahsil ederken eceli gelip ölen kimse, kendisi ile Peygamberler arasında ancak bir derece, Peygamberlik derecesi olduğu halde Allah'a kavuşur."16 İlim sahiplerinin diğer insanlara göre derecelerinin bu kadar üstün olmasının sebebi nedir? Denecek olursa, bu sorunun cevabını da Kur'an-ı Kerim'den öğrenelim. Allah Teâlâ buyuruyor: "Kulları içerisinde ancak alimler (gereğince) Allah'tan korkar."17 Çünkü alimler Allah Teâlâ'yı daha iyi tanır ve O'nun Peygamberleri aracılığı ile insanlara gönderdiği mesajları daha iyi kavrar. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "İşte biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz, fakat onları ancak bilgi sahibi olanlar düşünüp anlayabilir."18 buyurulmuştur. Değerli müminler, Peygamberimiz iki şeyin gıpta edilmeye değer olduğunu bildiriyor. Bunlardan biri, Allah'ın kendisine mal verip de, o malı Allah yolunda harcamaya muvaffak kıldığı kimse, diğeri de kendisine hikmet (ilim) verip de o ilim gereğince hükmetmesini ve başkasına da o ilmi öğretmesini nasip ettiği kimse.19 Değerli müminler, okuma-yazma, bilgi edinme, edindiği bilgiden yararlanma ve başkalarını da yararlandırma hakkında hadis kitaplarında pek çok rivayetler vardır. Bilgi insana hem dünyada ve hem de ahirette faydalıdır. Bilgisiz yapılan ibadet bile makbul değildir. Bunun için Peygamberimiz: "İlim öğrenmek her müslümana farzdır"20 buyurmuştur. Çünkü yeterli dini bilgimiz olmazsa ibadetlerimi... Devamı

Mustafa İslamoğlundan Veciz Sözler

2011-01-07 21:27:00

“Vahiy, insanı özüne döndürür. Özünde iyi olan insan zamanla sapmıştır, kendine karşı yabancılaşmıştır. 'Zikir' (Hatırlatma) olan Kur'an, insanı yeniden doğru yola iletir, onu kendi kendisiyle barıştırır.” “'Ben Müslümanım' demenin 'Ben berberim' demek kadar ciddiyeti olmasın mı? Berbere tarak-makas sorarlar, o da gösterir. Siz ne göstereceksiniz? Dil ile söylemek yetmez, hal ile göstermek lazım. 'Ben Müslümanım' diyeceksiniz, ama namazı kılmayacaksınız; yumurtasız omlet yemek gibi bir şey!” “Kur'an'ın özlediği toplum fedakâr bir toplumdur.” “Din insanların hayatını değiştirdiği sürece, din olma iddiasını taşırEğer bu gücünü yitirmişse, o artık din değil,yeri antik inançlar müzesi olan çağdışı bir fosildir” Yahudileşme temayülü ”Allahsızlık en vahim anlamsızlıktır” Yokluğunda düşülmüş notlar-s.15 “Kelime-i Tevhid, özgürlük ve güvenlik parolasıdır.” 1. ”Allahsızlık en vahim anlamsızlıktır”Yokluğunda düşülmüş notlar-s.15 2. “Allah’ın iki ismidir:Gabid(daraltan) ve Basıt(genişleten).Zamanınızı da daraltır ve genişletir.” Tavsiyeler-1-s.75 3. “Hiçbir fert Allah’ın halifesi değildir.Allah’ın halifesi halktır,ümmettir.” Dağarcık-1s.69 AHLAK 4. “Dinin insanların hayatına ilk müdahalesi ahlak alanındadır.” Yahudileşme temayülü-s.347 5. “Alçakgönüllülük,sevginin yücelttiği kişilerde görülen bir erdemdir, bunun tersi olan kibir ve gurur ise sevgi yoksulluğunun doğal sonucudur.” Yürek devleti-105 ... Devamı

Dünyanın en iyi üniversiteleri

2011-01-05 20:25:00

Her yıl yapılan dünyanın en iyi üniversiteleri seçiminde Harvard Üniversitesi 8. yılında da birinci olurken, Çin’deki üniversitelerin yüksek performansı dikkat çekti. Türkiye’den ise listeye giren tek üniversite 424. sıradaki İstanbul Üniversitesi oldu. 2003 yılından bu yana Şanghay Ciao Tong Üniversitesi’ne bağlı bir merkezin yaptığı araştırmada, bu yıl ABD ilk 10’a 8, ilk 100’e ise 54 üniversitesini sokarak, listenin en iddialı ülkesi oldu. Harvard Üniversitesi’nden sonra ABD’den ilk 10’a giren üniversiteler Berkeley, Stanford, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü, California Teknoloji Enstitüsü, Princeton, Columbia ve Chicago üniversiteleri olarak sıralanırken, ABD’nin prestijli okullarından biri olan Yale Üniversitesi de listede 11. oldu. İngiltere’nin Cambridge ve Oxford üniversiteleri, sıralamada ilk 10’da yerini aldı, fakat önceki yıllarda sıralamada 40 üniversiteye sahip olan İngiltere, bu yıl sıralamamaya 38 üniversite sokabildi. Şangay Ciao Tong Üniversitesi, 2004 yılında listeye 16 üniversite sokabilen Çin’in bu sayıyı 2010 yılında 34’e çıkardığını açıklayarak, Asya’da yüksek öğrenim alanındaki gelişmenin altını çizdi. Çin’in ilk 200’e giren üniversiteleri Pekin, Çinghua ve Çin Hong Kong Üniversitesi olurken, Tayvan’daki Ulusal Tayvan Üniversitesi de listede yerini aldı. Araştırmada kriter olarak, Nobel ödülü kazanan mezun ve akademisyen sayısına, adı çokça geçen araştırmaların sayısına, ileri gelen dergilerde basılan ve yayımlanan makale sayısına, enstitünün büyüklüğüne oranla kişi başına düşen verim göz önünde bul... Devamı

Ana Duâsı

2011-01-04 21:39:00

Müslüman evlâdı, her zaman ana-babasının hayır duâlarını almaya çalışmalıdır. Bâyezîd-i Bistâmî (k.s.) Hazretleri’nin ihtiyar ve hasta bir annesi vardı. Gece yarısı uykusundan uyanıp kendisinden bir bardak su istemesi üzerine, destiden su doldurup getirinceye kadar anası tekrar uykuya dalmıştı. Bâyezîd-i Bistâmî (k.s.), elinde bir bardak su ile uyanacak diye anasını sabaha kadar bekler. Sabah Namazı için uyanan anası, oğlunun, elinde bir bardak su ile ayakta beklediğini görünce, son derece duygulanır. Ve bu fedâkâr oğlu için; "Ârifler sultânı olasın oğlum!" diye yürekten duâ eder. (43) Annesinin duâsı bereketi ile Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri, gerçekten ârifler sultânı olur. Ve bütün tasavvuf kitaplarında hep bu ünvân ile anılır. Bununla birlikte anne bedduâsından da son derece sakınmalıdır. Onların bedduâsını alan evlâdın, dünyâda iki yakası bir araya gelmeyeceği gibi, âhırette de ebedî hüsrâna uğrayacağında şüphe yoktur. Sahâbe-i kirâmdan Alkame adında bir zât vardı. Evlendikten sonra annesine karşı tutum ve tavrı iyice değişmişti. Bu durumdan ihtiyar annesinin gönlü incinmiş, kalbi kırılmıştı. Böylece günler geçti. Birgün Alkame, hastalanarak ölüm yatağına düştü. Annesine olan kırıcı davranışından dolayı dili tutuldu. Son nefesinde söylemesi gereken kelime-i şehâdeti söyleyemedi. Nihâyet Rasûlullâh (s.a.v.)’in ısrârı ile, yaşlı anne, evlâdını affedip hakkını helâl etti. O anda Alkame’nin dili çözüldü ve kelime-i şehâdet getirmeye başladı. Rûhunu da bu îmânla teslîm etti. ... Devamı

Ahlakın korunması ve öfke

2011-01-04 20:22:00
Ahlakın korunması ve öfke |  görsel 1

Ahlâk dini olan İslâm, güzel huylara büyük bir değer vermiş ve mensuplarını bu yüce hasleti korumakla mükellef tutmuştur. Mânevî değerlere sahip olmak, her insanın arzusudur. Lâkin onu korumaya pek az kimsenin dikkat gösterdiği gün ışığı kadar açıktır. İnsanlık şerefini ayaklar altına düşüren ve güzel ahlâkı bozan davranışların başında "Öfke" gelmektedir. Öfke, nefse dayanan bir gadap halidir. Doğuşu ve gelişmesi, bâtıla dayandığı için neticesi zararla son bulur. "Buğdu fillah" adı verilen hak nâmına kızmayı, öfke ile karıştırmamalıdır. Öfke, faziletleri soldurur. Allah için buğz ise ahlâkı oldurur ve kemâle ulaştırır. Hz. Ali, bir harbde, hasmının sırtını yere getirmiş ve başını kesmek üzere kılıcını boğazına dayamıştı. Kendini müdâfaadan.âciz kaLan düşman, yattığı yerden, Hz. Mürtaza'nın yüzüne tükürmüştü. Bunun üzerine Hz. Ali (r.a.), kılıcını düşmanın boğazından çekti ve: "Kalk ayağa, al kılıcını eline! Seninle tekrar döğüşeceğiz" dedi. Düşman, şaşkın bir halde: "Neden beni öldürmek imkânı eline geçmiş iken istediğini yapma-dın da tekrar döğüşmek üzere serbest bıraktın?" diye sordu. Hz.Ali "Sana olan önceki öfkem, Cenâb-ı Hak içindi. Fakat, yüzüme tükürünce nefsimin zoruna gitti de sana kendi adıma kızdım. Bu öfke ile başını kesmiş olsaydım, kendi namına kılıç sallamış olacaktım. Hâlbuki biz, ancak Allah adına harp ederiz" cevabını verdi. İşte aziz okuyucu, İslâm bu kadar yüce ve ölçülü olmayı nizam haline getirmiş bir dindir. Şifa verici ilâç imâlinde, zehirden bile faydalanmasını bilen... Devamı

Önemli buluşlar ve tarihleri

2011-01-01 19:49:00

Önemli buluşlar ve tarihleri 1280 İlk gözlük İtalya'da yapıldı. 1450 Johannes Gutenberg'in baskı makineleri kitap üretiminde çığır açtı. Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki bilgilerin yayılması hızlandı. 1453 Copernicus, gezegenlerin Dünyanın etrafında değil, Güneş'in etrafında döndüğünü ortaya atan kuramını yayımladı. 1592 Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yaptı. 1614 İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat etti. 1618 Johannes Kepler, gezegenlerin Güneş'in çevresinde çizdikleri elips biçimindeki yörüngeleri betimleyen yasaları yayımlar. 1622 Blaise Pascal, babasının vergi hesaplarında kullanması için bir toplama makinesi icat etti. 1643 Evangelista Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi civalı barometre denilen cihazı icat etti. 1656 Christian Huygens, Galileo'nun fikirlerine dayanan hassas bir sarkaçlı saat tasarladı. 1668 Isaac Newton ilk aynalı teleskopu yaptı. 1682 Edmond Halley, daha sonra kendi adıyla anılacak bir kuyrukluyıldızın yörüngesini çizip betimledi. 1687 Newton'un, evrensel çekim yasalarını formülleştirdiği Principia başlıklı kitabının yayımladı. 1690 Edmund Halley, dalış makinelerine hava pompalayacak bir yöntem geliştirdi. 1698 Thomas Savery'nin yaptığı ilk buhar makinesi, su altında kalan madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanıldı. 1733 İngiliz bir dokumacı tarafından icat edilen "uçan mekik" adındaki alet bir kişinin bir günde üretebileceği kumaş miktarını ikiye katladı. 1752 Benjamin Franklin, yıldırımın elektrikten kaynaklandığını gösterdi. 1783 Marquis de Jouffroy d'Abbans ilk buharlı gemiyi yüzdürdü. 1783 Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu başarıyla uçurdu. ... Devamı