Kız Çocuklarının Yetiştirilmesinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

2011-07-15 00:43:00

Kadın-erkek arasında bir kısım farklı durumlar vardır; ama bu, katiyen terbiye ile alâkalı değildir. Aradaki fark, tamamen fıtrat ve istidatların hedef alacağı saha ile alâkalıdır. Mâmâfih, böyle ayrı yaratılışta olan bu iki varlığın, onlardaki tabiî durumları nazara alınmayarak, tamamen müşterek mütalâa edilmeleri de bütün bütün hakikatlara ters ve fıtrat kanunlarını bilmeme manâsına gelir. Terbiyede, kız çocuklarıyla erkek çocuklar arasında esaslı bir fark mevcut değildir. Ancak erkek çocuklar, terbiye döneminde, ilerdeki bir kısım ağır mükellefiyetlere göre yetiştirilmeleri lâzım geldiği gibi, kız çocukları da, ilerde yüklenecekleri vazifeleri itibariyle, birer terbiyeci ve hane siyasetine vâkıf birer mürşide olarak yetiştirilmeleri zaruridir. Aslında, fıtratlarındaki incelik, sinelerindeki şefkat de, bunun böyle olması lâzım geldiğini teyit etmektedir. Onları, altından kalkamayacakları ağır, bedenî işlere zorlamak bir hoyratlık, yuvadan ve çocuklardan ayırmak da bir zulüm ve gadirdir. Onlara, erkeklerine ve yavrulara bir zulüm ve gadir... Erkek ve Kadının Değişik Yönleri Yaradılış itibariyle, her birisi değişik bir sahada mümtaz sayılan kadın ve erkeğin pek çok müşterek yanları bulunmasına rağmen, hikmet elinin araya koyduğu ayırıcı bir çizgiyle de, bütün bütün birbirlerinden ayrı sayılırlar. Ama bu ayrılık, zâid ve nâkıs (artı-eksi) gibi birbirini tamamlayan bir ayrılıktır. Ne var ki, yine de bir ayrılık söz konusudur. Böyle bir ayrılığı görmemezlikten gelmek, müşâhedeyi inkâr ve gerçekle zıtlaşma manâsına gelir. Rica ederim, her ayın belli günlerinde kadınlığa has bir ârızanın baskısı altına giren, bazen aylarca sırtında ikinci bir varlığın mesuliyetlerini t... Devamı

Çocuklar ve Kandiller.

2011-07-15 00:42:00

Dinî bayramlar, kutsal gün ve geceler en ilkelinden en gelişmişine kadar hemen bütün toplumların geleneklerinde ve kültürlerinde geniş yer tutmaktadır. Ailenin ve toplumun bir üyesi olması sebebiyle çocuklar da bu kutsal gün ve gecelerde ya katılımcı ya da izleyici olarak yer almaktadır. Ülkemizde, maalesef, çocuklar sadece dinî bayramlarda el öpüp harçlık ve hediyeler alma, komşu evlerini dolaşarak şeker toplama dışında kutsal gün ve gecelerde aktif rol almamaktadır. Haziran ayının başlarında Recep, Şaban ve Ramazan olmak üzere mübarek üç aylara gireceğiz. Kutsal sayılan Regaip, Miraç, Berat ve Kadir geceleri bu üç aylar içinde yer almaktadır. Bu mübarek günlerden Regaip ve Miraç gecelerini haziran ayında idrak edeceğiz. Haziran ayında üç ayların başlangıcı, Regaip ve Miraç Gecelerinin bulunması dolayısıyla bu ayda adeta mübarek gün ve geceler bayramı yaşanacak. Regaip, Recep ayının ilk cuma gecesi kutlanır. Regaip, rağbet edilen, çok istenen şeyler anlamına gelmektedir. Bu gece Allah’ın rahmetinin mümin kullarına bolca ihsan edildiği, günahların bağışlandığı bir gecedir. Miraç, Recep ayının 27. gecesi Hz. Peygamber’in miraca çıkışının anısına kutlanmaktadır. Berat, Şaban ayının 15. gecesi kutlanır. Berat, günahlardan kurtuluş, tövbe ve bağışlanma anlamına gelmektedir. Kadir Gecesi ise Ramazan ayının son on günü içerisinde gizli olan ancak Ramazan ayının 27. günü olma ihtimali yüksek görülen bir gecedir. Kur’an-ı Kerim bu gecede inmeye başladığı için Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlı olarak kabul edilir. Bu gecelerin akşamında anne-babalar eve gelirken kandil simidi alırlar. Çocuklar kandil simidini görünce bu gecenin kutsal bir gece olduğunu anlar. ... Devamı

Sizin yüzünüzden kimse Cehenneme gitmesin

2011-07-15 00:40:00

Öyle yaşayalım, öyle konuşalım ki, bizim yüzümüzden kimse Cehenneme gitmesin. *Sorulan dini suallere verilen cevaplara dikkat etmeli, cevap vermek kolay değildir. Cevap verenler de ahirette hesaba çekileceklerdir. Cevap verirken, muteber kitaplardan nakli esas almak şarttır. * Allahü teâlâ bir kimseye, bir büyüğü tanıttıysa, neyi tanıtmadı; bir büyüğü tanıtmadıysa da, neyi tanıttı? *Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri, (Allahü teâlânın bir kulunu sevmediğinin alameti bu yolun büyüklerine itirazdır) buyuruyor. *Mümin, mümine Allah için sevgiyle baksa, Cenab-ı Hak bütün günahlarını affeder. *Rabbine güvenen kula, Allahü teâlâ yardım eder. Paraya, mala mülke, şuna buna güveneni, güvendiğiyle baş başa bırakır. *Allah için olan işte sevgi vardır. Dünya için olan işte sevgi yoktur. Dünyanın tabiatında sevgi yoktur. Allahü teâlâ dünyayı yarattığından beri, bir defa olsun rahmet nazarıyla bakmamıştır. Dünya, nefs ve şeytanın azmasına yardımcı olmaktadır. İnsanın dünyalığı arttıkça nefsi azar, gurur, kibir artar, kontrolden çıkar. Ahireti bırakıp, hep dünyalığı artırmak için gece gündüz çalışmak, ızdırabı, sıkıntıyı, sevgisizliği artırmak, ahmaklık alametidir. *Bir kalbde iki sevgi olamaz. Bir kalbde dünya sevgisi varsa, o insanda Allah sevgisi olamaz. Olamayınca da her yerde, ailesinde, işinde sevgisizdir. *Bazıları çok sevilir, bazılarından kaçmaya bakılır. Araştırılırsa, muhakkak onun dibinde başka sevgi olduğu görülür. Allah sevgisi olan kalbde ihlâs olur. İhlâs olan kalbde Allah sevgisi olur. İhlâsla dünya zıttır. Dünya, nefsin ve şeytanın tuzağıdır. *Varlıkta imtihan, darlıktan daha zordur; &c... Devamı

Dünyanın kokusu olsaydı

2011-07-15 00:39:00

Bir şeyi tanımak için, ilmin ve görmenin dışında, tatmak, koklamak ya da dokunmak lazım. Eğer dünyanın kokusu olsaydı, koklayan âşıkları ancak ölüm zamanında ayılırdı. Ramazan-ı şerifte bir sayfa Kur'an-ı kerim okuyana, 100 nafile hac sevabı vardır. Son nefeste, “Allah” yerine “kurtar doktor” demek, iflas ettiğine alamettir. İnsan ya aklına, ya nefsine, ya şeytana ya da İmam-ı Rabbani hazretleri gibi bir büyüğe teslim olur. Büyüklere teslim olup, kurtulmalı. Teslim olundu mu, akla uymak olmaz. Ya gemiye binmemeli, ya da binince kaptana teslim olmalı! Bu dünyada aldanan olalım, aldatan değil. Ben haklıyım demeyelim, ben haksızım diyelim. Ben haklıyım diye ahirete bırakırsak, haksız çıkabiliriz. Bu dünyada herkesle helalleşelim. Sen haklısın diyerek rahat edelim. Sakın işimizi ahirete bırakmayalım. Bir kimse Peygamberlerin ibadetini yapsa, helalleşmek veya ödemek suretiyle kul hakkından kurtulmadıkça, Cennete giremez. Dinli dinsiz herkese, hep iyilik edelim. Hiç iyilik edemezsek, güler yüzlü, tatlı sözlü olalım. Tatlı dil, güler yüz; hem bizi koruyan, hem de düşmanımıza dahi zarar vermeyen, aksine onu ferahlandıran çok güzel bir huydur. Bir yerde olan, hakiki bir âlime uyan, her yere kavuşur. Her yerde olan, hepsinden faydalanayım diyense dağılır, kaybolur gider. Şu üç özellik büyükler tarafından çok beğenilir: 1- Namazı aksatmamak, 2- Anne duası almak, 3- Merhametli ve cömert olmak. Merhamet cömertlikten, cömertlik de doğuştan gelir. Bir kimsenin gelip bir arkadaşını şikâyet etmesi, büyüklerin en sevmediği şeylerden birisidir. Peygamber efendimiz Miracda ümmetim dediği için, küfre düşmemiş olan bid'at ehli de Cehenneme girip daha sonra Cennete gire... Devamı

Eşi bulunmayan tek ilaç

2011-07-15 00:38:00

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyada en faydalı ilaç, maddi ve manevi bakımdan eşi bulunmayan tek ilaç, Kur’an-ı kerimdir. Bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen, maddi manevi her hastalığın, her derdin devası, şifası Kur’an-ı kerimdir. Kur’an-ı kerimin her bir harfi, yüz bin derde, yüz bin şifadır. Müslümana niye bela geliyor? Bunun çeşitli cevabı var. İkisi şöyle: 1- Günahkâr Müslümanların günahlarına karşılık olarak bela verir. Bir Müslümana ne kadar çok bela geliyorsa, ne kadar çok sıkıntı geliyorsa, bu demektir ki, ahirette ona dokunulmayacak, ona hesap sorulmayacak. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Ümmetimin cezası dünyada verilir.) 2- Enbiyaya, evliyaya da çok bela gelir. Bunlara niye gelir? Allahü teâlâ bunlara bir derece, bir makam vereceği zaman bela verir. Mesela, Yusuf aleyhisselam kuyuya atılmasaydı, o yüksek dereceye ulaşamazdı. Onun için Allahü teâlânın gönderdiklerine razı olmak lazım. Çok insanın Allah demesi, Allahü teâlâ için değildir. Onlar kafasındaki şeye Allah diyor. Hayallerindeki tanrı adına ahkâm kesiyorlar. Allah’ın değil, kendi isteklerinin peşindeler. Allahü teâlâ, Habibini tanımadan kendisine yapılan ameli de, imanı da kabul etmez. Allahü teâlâ, Habibimi geçerek, arada o olmadan bana gelmeyin, onsuz olan hiçbir şeyi kabul etmem buyuruyor. Allahü teâlâ kendisine kavuşturacak her kapıyı kapatmış, tek kapıyı açık bırakmıştır. Bu tek kapı, Peygamber efendimizin mübarek kalbidir. Peygamberler dâhil herkes bu kapıdan geçmedikçe Allahü teâlânın rızasına kavuşamaz. Evliyanın zahiri [dış görünüşü] cahilin zehiridir. Cahil, b&aci... Devamı

Buldozerler İslami dokuyu yerle bir ediyor

2011-07-14 18:59:00

  Yapımında yaklaşık 250 işçinin çalıştığı dünyanın en uzun altın minaresinin tamamlanmasına sayılı haftalar kaldı.    Mekke'yi tamamen farklı bir görünüme kavuşturmak, Kabe'nin etrafında radikal değişiklikler yapmak üzere büyük bir proje üzerine çalışan Suudi Arabistan, dünyanın en uzun minaresinin yapımını bu proje kapsamında tamamlamak üzere. Minare, dünyanın en uzun saat kulesi olan Londra'daki Big Ben'den 6 kat daha uzun olan Mekke saat kulesinin tepesine inşa ediliyor.  ÇALIŞMA MEKKE'NİN SİLÜETİNE VE DİNİ DOKUSUNA ZARAR VERİYOR Dev minarenin yapımının üç hafta içinde bitirilerek Ramazan'dan önce tamamlanması bekleniyor. Nitekim Suudi Arabistan'ın bazı kesimleri tarafından proje şiddetle eleştirilmekte. Kadın hakları aktivisti, akademisyen ve aynı zamanda köşe yazarı olan Hatoon El Fassi bu grubun başını çekenlerden. Proje ilk duyurulduğundan bu yana şiddetle karşı çıkan ve bunun Mekke'nin dinî atmosferine ciddi zarar vereceğini söyleyen El Fassi, en son kaleme aldığı ve bazı Suudi gazetelerinin yayınlamayı reddettiği makalesinde yine konuyla ilgili huzursuzluğunu dile getirdi. HZ EBUBEKİR, HZ HAMZA'NIN MESCİDİ İLE HZ OSMAN'IN EVİ DE YIKILIYOR Kral Abdullah ve Turizm ve Antik Eserler Komisyonu Başkanı Prens Sultan bin Salman'ın Mekke ve Medine bölgelerindeki tarihi eserleri korumaya yönelik açık emirleri olmasına rağmen, buldozerlerin tarihi Mekke'nin dokunulmamış son mahallesine de eriştiğini dile getiren yazar, Hacle mahallesinde yıkım çalışmalarına başlayan buldozerlerin, 9 otelle birlikte Mekke'nin yerel sanat ve sanayi zenginliğini yansıtan 850'den fazla dükkanı, bazıları Peygamber zamanından kalma su kuyularını, Hz. Hamza, Hz. Ebubekir mescidlerinin de içinde olduğu... Devamı

Sevgiyi sevmek

2011-07-14 18:54:00

Bir güzelliktir hayat, bir sevinç ve sevimliliktir yaşamak. Sevmek önemli, sevilmek de önemli, ama sevindirmek daha önemli olmalı. Bir insanın hak ettiği tek şey varsa, o da sevgi. İnsan olduğu için sevmek insanı. Sevdiğinizi ona söylemeniz. Onun da sevildiğini bilmesi. Sevilmeye layık bir varlık olduğunu fark etmesi ne kadar güzel bir şey. Yeryüzüne inen en güzel nimet, insana verilen en hayatî duygu, paylaşıldıkça artan en bereketli lezzettir sevgi. Sevgi, bu koca âlemin, bu sevimli dünyanın tek varlık sebebi, tek yaratılış sebebi: Âlemin mayası, ışığı, nuru ve hayatı. Yüce Yaratıcı sevgiyle yaratmış kâinatı, sevmiş de var et¬miş her şeyi, sevgiyi yerleştirmiş her şeyin özüne, yüzüne ve gözüne. Güneş nasıl ışık verir, ısıtır ve parlatır her varlığı, yaratılışında bu maya olmasa? Cansız bulut nereden bilir yağmura muhtaç olan toprağı, ağacı, insanı, bulutça bir sevgi taşımasa? İncir ağacı çamur içinde yaşadığı halde nasıl olur da süt verir yavrusu olan meyvesine, bu öz ona verilmeseydi? Koca aslan kimden öğrenmiş yavrusuna sütüyle birlikte esirgemediği o sevgi nimetini. Gerçekten biz insanlar nasıl yaşardık sevgi yaratılmasaydı, böyle bir duygu içimize konmasaydı, böyle bir hisle tanışmasaydık? Kendisini bize sevgisiyle tanıtan Yüce Allah, âlemi onun hürmetine yarattığı o güzel insana “Habibim” demiş. “Sevdiğim, sevgilim, en sevgili” anlamına. O da herkese sevgiyi aşılamış, sevgiyi öğretmiş, sevgiyi yaşatmış, sevgi dilini ders vermiş hayatı boyu... Sevgi dili kadar konuşulan bir başka dil var mı dünyada? Herkesin, her varlığın bildiği en rahat dil. Herkesin anladığı en kolay dil. Herkesin konuştuğu en güzel dil. Bebek de anlar bu dili, dede de yaşar bu dille. Çiçe... Devamı

Dua sığıyor sadece avuçlarıma..

2011-07-14 00:48:00

Bağışla beni Rabbim, tevekkülden başkası gelmiyor elimden. Başkası yok elimde. Şimdi elimden gelenlerin hepsi senin "El"inde. Bağışla beni göremedim. Göremedim nice ananın karnında nice karanlıklar içindeyken gün yüzüne çıkardığını bebelerin yüzünü. Unuttum çocuk tebessümlerini nice belirsizliklerden alıp güneşe erdirdiğini Bilemedim yüreğimizi yokluğun dehlizlerinden aşırıp aşkın vadisine eriştirdiğini. Göremedim her sabah yerin sükûnetini odamda ekmek gibi sımsıcak hazır ettiğini. Her akşam yastıkta unuttuğum bedenimi sabah yeniden yanıma verdiğini göremedim. Beni her sabah ihya ettiğini bedenimi her an zaaflardan çıkardığını varlığını her an yokluktan geri getirdiğini göremedim. Göremedim Rabbim her günü ödünç verdiğini. Göremedim bağışla beni... Fakat şimdi gördüklerim gösterdi bana hepsini Geç kaldım görmekte. Tebessümü beton yığınları arasında sönen bebeler gördümse de biliyorum Senin El'nde şimdi hepsi ve sonsuz tebessümler verdin herbirine. Sevinci soğuk topraklarda boğulmuş çocuklar gördümse de biliyorum Senin Rahmetinin kucağında hepsi ve bitmez sevinçler bağışladın herbirine. Ümitleri bir apansız sarsıntıyla yıkılan insanları gördümse de biliyorum Senin Şefkatinin ikliminde âsûde ve mutlu her biri... Bağışla beni Rabbim unuttum nisyanda kaldım. Hatırlamadım verdiğini ve var kıldığını. Elimden alınca verdiğini ve yokluğa yuvarladığında varlığımı Hatırladım ve ama geç hatırladım. Gördüm ama güç gördüm acıyla gördüm. Varlıkta kör oldum yoklukta gördüm. Bollukta unuttum darlıkta hatırladım. Affet beni Rabbim bari yoklukta Sana vardım. Hiç olmazsa hiçlikte s... Devamı

Aşka Söz Söze Aşk..

2011-07-14 00:45:00

"Aşka uçma kanatların yanar. " Sadi Şirazi "Aşka uçmadıktan sonra kanatlar neye yarar?" Mevlana "Aşka vardıktan sonra kanadı kim arar?" Yunus Emre Devamı

Nedamet..

2011-07-14 00:32:00

KAPALI.Şuur kapalı, akıl kapalı, hayâl kapalı… Gözler, kulaklar kapalı. Duygular kapalı ve en önemlisi ruh kapalı. Kalbin kapıları kapalı. Ne vardı bu kadar içine kapanacak? Bir de perdeler kapalı oralarda… Neleri kaçırdığının farkında mı oturduğu mekânlarda, yaşadığı bedende insan? Duyuyor musun, dinliyor musun beni? Hayat çağırıyor seni. Gönlünü dinle, kalbini dinle yürü, aklını dinle dur. Aç perdeleri tek tek. Önce ışığını, çok ama çok erkenden kapattığın o loş odaların, uykusuz gecelerin karanlığından çık kurtul ey ruhum. Mutluluk aradığın yerde değil, kaçmak kapanmak asla çıkar yol değil. Bir dene istersen, bir defacık olsun bir dene lütfen. Nelerin değiştiğini gör ve gül. Gül de, güller açılsın güller koksun her yanın. Biliyorum ezan vakitleri dışında duymadığın, duymak istemediğin, kendine yabancı kıldığın bütün seslerin, kalbine açılan yoldan içeriye girmesine izin ver. Uzaklardan gelen bir kırlangıç sesi, bir rüzgâr uğultusu… Eğer yeşermeye uygun bir tek duygun kalmışsa binlercesinin arasında, dirileceksin. Bir nefes alıp vereceksin, hayat kadar. Hayatının tamamı kadar bir nefes. Seni, yanına hayat çağırırken ölümün karanlık gecesine gömülmen neden? Göz ağlamak için, göz görüp de duygulanmak için, kalp yaşamanın çok ötesinde hissetmek için. Sen bütün duygularını boşuna kapamışsın. Kaç bakalım, kaç kendinden ve Rabbinden kaç Ama nereye kadar? Nereye gidersen git, o sonsuz rahmetin kucağındasın hep. Ve ondan başkada hiçbir yere kaçamayacaksın. Bir dene, aç şu perdeyi, aç şu gözlerinin önündeki o incecik perdeyi. Fırla yatağından, hayatının yanlış... Devamı

Kimliğimi soruyor birileri, çıkarıp resmini gösteriyorum

2011-07-14 00:30:00

Uzun zamandır aynadan kendime bakarken, aşık olduğum insanın yüzünü görür gibi oluyorum. Dün, tanımadığım bir kalabalığın arasından geçerken, o kısacık anda kulak misafiri olduğum sohbetlerin içinde, o hiç tanımadığım birilerinden tesadüfen se...vgilimin adını duyduğumda, hızlıca kafamı çevirip onlara baktım. Gözlerim o ismin sahibini aradı uzun uzun. Parkta oynayan çocukları izlerken, o çocuklardan birinin adının, sevdiğim kişinin adı olduğunu öğreniverdim. Artık o çocuğa daha başka bakmaya, onu yüreğimde diğerlerinden ayrı bir yere koymaya başladım. Hiç tarzınız olmayan bir müzik türüyle isim yapmış bir sanatçı, sevdiceğinizin adaşıysa, sırf bu benzerlik için bile o sanatçının kim olduğuna bakarsınız. Bazen onun ismini taşıyan bir tekne geçer de- nizden. Tekrar tekrar okursunuz o ismi… gözden kaybolana kadar. Bazen o ismi taşıyan bir apartmanın önünden geçersiniz ve uzun uzun incelersiniz… bir gülümseme yayılır yüzünüze. İzlediğiniz bir filmde sevgilinize çok benzeyen birini gördüğünüzde, kötü rol- de olsa da sempati duyarsınız. Onu beklediğiniz kafede, yan masa- da sevdiğinize benzeyen biri varsa, ister istemez iki dakikada bir o tarafa kayar bakışlarınız. İşte tam da bunları yaşıyorum bugünlerde. Ben artık “o” olmuşum. Kendimi nerede unuttuğumu bilmiyorum ya da nerede dondurduğumu. Hayatımı, başka birinin (onun) hayatıymış gibi yaşıyorum. Kendimde hatırlanmaya değecek bir şey bulamadığım- dan değil, aradığımı onda bulduğumdan bu kayboluş… ben, ben görünmüyorum bugünlerde… ben, ben olmamaya başlayalı beri unutmuşum beni. Ve hiç özlemiyorum. Öyle bir hale geldim ki bir tek onun ismi yazm... Devamı

Mecnun'un Duası

2011-07-14 00:28:00

Ey Rabbim! Aşk belasıyla beni tanıştır Beni bir an bile olsa; aşk belasından ayırma! Dertlilerden yardımını uzak tutma. Yani beni daha çok belalara müptela eyle! Ben var oldukça, beladan, istegimi uzaklaştırma! Ben belayı isterim, çünkü bela da beni ister. Sevgi belasıyla agırbaşlılıgımı gevşetme! Ta ki dostlar beni kınayıp vefasız demesinler! Gidip geldikçe, sevgilimin güzelligini arttır, Sevgilimin derdine beni daha çok mübtela et. Ben nerede, mevki ve itibar kazanma nerede? Bana yoksulluk ve yokluk ulaşma kabiliyeti ver Senden ayrıyken, bedenimi öyle zayıf kıl ki, Bahar yeli beni sana kavuştursun. Fuzûlî' nin nasibi gibi beni gururlandırıp, Ey Rabbim, asla beni bana baglı kılma! Sonunda yar, aglayıp inlememize acıdı ve Bugün hüzünler evimize ayak bastı. Gözyaşı yagmurum, demek, öyle tesir etti ki, Gül bahçemizde taze bir gül dalı düşürdü. Ah ateşinin bizi yaktıgı, Ayrılık gecesini aydınlatan meş' aleden bellidir. Eger aglayan gözümüzde uyku olsaydı, Bu kavuşma uyku halinde görülen bir rüya demek mümkün olurdu. Gördügümüz bir hayal mi? Yoksa sevgilinin yanımıza gelecegi aklımıza bile gelmezdi. Ey can ve gönül! Sevgili, misafirimiz oldu! Neyimiz varsa, misafirimizin ayaklarına dökelim. Ey Fuzûlî! Sevgilinin kasdı, canımızı almakmış. Gel.. Güzel ugruna can vermeyi kendimize bir borç bilelim.   ... Devamı

Bostan ve Gülistan´dan Güzel Sözler-Sadi Şirazi

2011-07-14 00:23:00

Bostan: · Birini mevkiinden çıkarırsan, bir müddet geçtikten sonra suçunu affet. Ümit besleyen kimsenin muradını vermek, mahpusun bağını çözmekten bin kat iyidir... · Allah’ın emrinden dışarı çıkma ki, senin emrinden de hiçbirşey dışarı çıkmasın... · Çoban uyumuş, kurt da sürüde: Bu hal akıllı kimselerin beğeneceğişey değil... · İnsan iyilik ümidi ve kötülük korkusu · İdrak kulağından gaflet pamuğunu çıkarmalısın ki, ölülerin nasihatını duyabilesin. · Şer çıkaranlar- yuvasına nadiren dönebilen akrepler gibidir- geneşer sevdasında giderler... · Eğer yiyip yatmaktan başka birşey bilmiyorsa, adam hayvandan nesiyle yüksek olur ki? · Yolu takip etmeyen bedbaht süvari, doğru yürüyen yayadan geri kalır... · İnan ki, ateşinle gönüller dağlı olunca kıyamet günü iyilik göremezsin... · Düşen her zaman kalkmış değildir... · Güneşler, aylar ve ülkeler daha çok zaman parlayacaklar ama sen mezar yastığından başını kaldıramayacaksın... · Bir hükümdar abit olursa ölümle neyi eksilir, mademkiahirette de padişahtır... · Bir kadın zalim olan erkekten çok yüksektir. Köpek de halkı inciten insandan üstündür. · Kendine fenalık yapan ahlaksız,insanlara kötülük yapanlardan iyidir... · Devri kötü olan bir zalim dünyada kalmayacak, ama onun üzerinde ebedi bir lanet kalacaktır... · Çıkrığının ardında ihtiyar kadın lanet ederken, meclisin baş köşesinden gelen aferinlerin değeri yoktur... · Kendi ahlakını düşmanından dinle; dostun gözünde he... Devamı

Hayrı Geciktirmemek

2011-07-13 15:40:00

Ebû Sirve'a Ukbe İbni Haris (ra) şöyle dedi: "Bir keresinde Medine'de Rasûlullah'ın arkasında ikindi namazı kılmıştım. Rasûlullah selam verip namazı bitirdi ve süratle yerinden kalktı, safları yararak hanımlarından birinin odasına gitti. Cemaat, Hz. Peygamberin bu telaşından endişe etti. Hz. Peygamber kısa sürede geri döndü, kendisinin bu acele davranışından dolayı onların meraklanmış olduklarını gördü ve şöyle buyurdu: ‘ Yanımızda birazcık altın olduğunu hatırladım, beni hayırda acele etmekten alıkoymasını istemedim ve derhal dağıtılmasını emrettim.' " (Buhârî, Ezan 158) Zaman merkezli bir dine mensubuz. Başta ibadetlerimiz olmak üzere yapıp ettiklerimiz, biraz da zamanında yapılmış olmasıyla değer kazanmakta. Yerinde ve zamanında yapılmamış iyilikler kendilerinden beklenen faydayı sağlamadığı gibi anlamını da kaybedebiliyor. Bizden yardım bekleyen eli bizim müsait olduğumuz değil de muhatabımızın ihtiyacı olduğu anda tutmak gerek. Aksi halde sonradan gösterilecek tüm iyi niyet ve çabalar "hayırda yarışın"1 fermanının ruhundan bizi uzaklaştırabilir. Hz. Peygamber'i, "gözümün nuru" dediği namazda meşgul edip mescid adabına aykırı görülecek şekilde acele ettiren de yapılması gereken hayırlı bir işin akla gelir gelmez, yapma imkânı varken yapılması gereğine olan inancıdır. "Hayr"ı, yerine getirilmesi gereken bir sorumluluğu geciktirmenin, ihmalkâr davranıp ağırdan almanın insanı düşüreceği en büyük handikap, "nasıl olsa yaparız, ne acelesi var" rahatlığıyla ortaya çıkan erteleme hastalığıdır. Zamanı bitmeyecek bir sermaye gibi algılayan zihin, bir başkasının o iyiliğe, o andaki ihtiyacını görmekte aciz kalabiliyor. Derdini paylaşmak için sizi arayan dostunuza sonradan "dönme"niz, maddî de... Devamı

İyilikleri Tüketen Eylem

2011-07-13 15:37:00

Sadi-i Şirâzî Gülistan’da anlatır:   Bir subay çocuğunu Uğulmuş’un sarayının kapısında görev yaparken gördüm. Çok akıllı, kıvrak zekâlı, anlayışlı ve sezgiliydi. Zaten çocukluğundan beri alnında büyüklük izleri görülüyordu. Kısacası iç ve dış güzelliğiyle sultanın dikkatini çekti. Yaşıtları bulunduğu mevkiden dolayı onu kıskandılar. İhanetle suçlayıp onu öldürtmek için boşuna uğraşıp durdular. Dost şefkatli olunca düşman ne yapabilir ki? Padişah: -          Bunlar neden düşman kesildi sana? -          Tanrı mülkünüzü daim etsin; zât-ı şahanelerinin gölgesinde beni kıskananlar dışında herkesi memnun bıraktım. Elimdeki nimet yok olmadıkça yakamı bırakmayacaklar. Efendimizin ikbal ve devleti daim olsun.   Kimseyi incitmemeye gücüm yetiyor. Gelgelelim kıskancı ne yapacağım? Zaten kendisi kendisinden azap çekiyor. Ey kıskanç öl de kurtul bari. Bu öyle bir azap ki ölüm dışında kurtulamazsın ondan.   ><><><><><><    Dilimizde çekememezlik sözcüğüyle ifade edilen haset, kendimiz için bir şeyi elde etme düşüncesiyle değil sırf başkaları o şeye sahip diye duyulan elemdir. Sadi’nin de belirttiği gibi azaptır haset edenin kendi kendine çektirdiği. Başkalarına verilmiş nimetlerden rahatsızlık duyarak onların, sahiplerinin elinden çıkmasını arzular. Kendisinde bulunup bulunmaması, kendisine de verilmesi önemli değildir; başkalarındaki son bulsun diler. Kendi iyiliğini değil başkalarının kötülüğünü ister; iyiliklerin, güzelliklerin yayılmasını, he... Devamı

Merhameti Çağırmak

2011-07-13 15:27:00

"İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez." ( Buhari, Tevhid 2 ) Merhamet, en temel duygulardan biridir; sevgi ve acımanın içiçe geçtiği, canlılar içinde, izdüşümü noktasına "anne" denk gelen, sıcacık bir güven atmosferi. Öyle ki Hz. Peygamber bile, Allah-u Teala'nın rahmetini anlatırken, annenin yavrusuna şefkatinden yola çıkarak tasvir eder bu duyguyu ( Buhari, Edep18). Yaratılmışlara karşı anne şefkatini geliştirebilenlere ne mutlu. Allah'ın rahmetini diliyoruz. Nasıl gerçekleşecek bu? Kim çağıracak merhamet yüklü bulutları? İşte sorumuzun cevabı: "İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez." Rahmetin kaynağı, bize bağlamış ipin ucunu. Çekecek cesaretli elleri bekliyor. Bekliyor ki yağdırsın nimetleri. Hz. Peygamberin, torununu öptüğünü gören bir kişinin ve başka bir ortamda bedevilerden bir grubun, çocuklarını öpmediklerini itiraf etmeleri üzerine bu davranışı hayretle karşılaması ve sevgiyi bu şekilde ifade etmenin, merhametten kaynaklandığını söylemesi, bizler için önemli bir gösterge. Allah'ın rahmetini celbetmenin yegâne yolu, diğer insanlara, daha doğru bir deyişle tüm varlığa müşfik yaklaşmakla mümkün görünüyor. Tabii bu, menfaat icabı "ben şu insana merhametli olayım da Allah da bana acısın, beni sevsin" mantığıyla değil, insana yerleşen bir meleke halini aldığında kıymet kazanan bir vasıf: Merhametsizliği bir an bile düşünememek, her halükârda rahmet rüzgarına kendini bırakarak davranmak. Yeri geldiğinde, Allahla başbaşalığın zirvesi namaz ibadetinin manevi hazzını uzatmaktan bile zayıf, güçsüz ve yaşlılar için vazgeçen bir Peygamberin ümmeti olarak, meşru dünyevi zevklerden, bir başka kul iç... Devamı

Kişinin Üstünlüğü Dini, İyiliği Aklı, Kıymet ve Övüncü Ahlakıdır

2011-07-13 15:25:00

Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Kim bir müminin dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir. Kim bir fakiri rahatlatırsa, Allah da onu dünya ve ahirette rahatlatır. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve ahirette onun ayıbını örter. Kişi kardeşine yardım ettiği sürece, Allah da ona yardım eder. Kim ilim elde etmek için bir yola girerse, Allah ona cennetin yolunu kolaylaştırır. Allah'ın evlerinden birinde toplanıp da Allah'ın kitabını okuyan ve aralarında müzakere eden kimselerin üzerine huzur iner, onları rahmet kaplar, melekler onları kuşatır ve Allah kendi yanındaki(melek)lerin içinde onları anar. Ameli kendisini geri bırakan kimseyi nesebi ilerletmez." (Müslim, Zikr, H. No:38) Hayatın sadece bu dünyadan ibaret olmadığına inanan mümin için paha biçilmez ödülleri içeren bu hadis, "İyilik yapan hiç kimsenin amelini zayi etmeyeceğini." (Tevbe, 120) beyan eden Cenâb-ı Hakk'ın vaadinin bir açılımı mahiyetindedir. Kur'ân-ı Kerim'de olduğu gibi Peygamberimiz'in birçok hadislerinde iman edip salih amel işleyenlerin mükafatlarının cennet ve oradaki sonsuz nimetler olduğu açıklanmıştır. Onun için Yüce Allah, müminlerin, Allah yolunda feda ettikleri canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın aldığını ve yaptıkları bu alışverişten dolayı sevinmeleri gerektiğini (Tevbe, 11) bildirmiştir. Hadiste yer alan iyiliklerin bir kısmının sadece uhrevi mükafatı zikredilirken, bazılarının hem dünyevi hem de uhrevi mükafatından bahsedilmesi, yaptığımız iyiliklerin bu dünyada karşılıksız kalacağı anlamına gelmemelidir. Çünkü yapılan iyiliklerin bu dünyadaki karşılığı en azından manevi huzur,... Devamı

Tövbe de..

2011-07-13 00:14:00

Sevgili arkadaşlarım-ziyaretçilerim..bu yapmış oldğum ilk dini videom..lütfen yorum ve görüşlerinizi eksik etmeyin. Devamı

Milyon Salat Milyon Selam Olsun Sana

2011-07-12 09:59:00
Milyon Salat Milyon Selam Olsun Sana |  görsel 1

Rahmân-ı Rahîm olan Allah’ın, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.) ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun. Devamı

Sen unuttun ama unutulmadın..Vasıtayı iyi seç...

2011-07-12 09:36:00

  Hepimiz ahiret yolcusuyuz, inkârı mümkün değil.... Herkes bir sefere giderken yolda ve gittiği yerde kendine lazım olanları alır, diğerlerini almaz. İhtiyaç olmayanı almak ahmaklık olur. Dünyadan da, ahirete lazım olanlar tedarik edilir. En akıllı insan, ölüme hazırlanandır. En ahmak, dünyaya tapandır. Ahmaklar olmasaydı, dünya harap olurdu.   İnsan bir yere gitmek için, bir yerde vasıtaya biner, başka yerde iner, dünya buna benzer. Yalnız, vasıtayı iyi seç.   Son durakta ya Cennet ya Cehennem vardır...     Şeytan; uzaklaştırıcı demektir. Allahü teâlânın sevgisinden, merhametinden uzaklaştıran şeydir. Üç türlü şeytan vardır. Birinci şeytan bilinen İblis ve torunlarıdır. İblis; Allah rahimdir affeder diye, günahları vesvese verir, insan bunu dinlemezse çeker gider, bu şeytanın hileleri zayıftır.   İkinci şeytan nefistir; bu daha kuvvetlidir. Şeytan gibi çekip gitmez. Çok inatçıdır, tekrar tekrar aldatıncaya kadar uğraşır.   Üçüncüsü daha da kuvvetlidir. Bu kötü arkadaştır. Dünyada rezil eder, âhirette Cehenneme götürür. İnsanın imanını öyle çalar ki, o şahsın ruhu bile duymaz. Her türlü bozuk yayınlar da kötü arkadaştır. (Kitap, gazete, dergi, tv, vb.)   İnsanı çevreleyip imanına musallat olan dört düşman vardır; Sağında şeytan, solunda nefis, arkasında kötü arkadaş, önde ise dünyadır. Dünya bu zararda rehber olmuştur.   İnsanlar düşmanı dışarıda arıyorlar, halbuki düşman kendi içimizdedir. Bu düşman da nefistir.   Kim kime, neye güvenirse, yardımı ondan beklesin...   Kim neye ben... Devamı