Efendimizin Dilinden En Faziletli İşler

2011-06-26 13:09:00

Bir şeyin kıymetli olması, hâle, zamana ve kişinin durumuna da bağlıdır. Onun için(En faziletli şey şudur) diye kesin bir şey söylenemez. Peygamber efendimiz, en faziletli şeyi, soranların hallerine ve içinde bulunulan şartlara göre bildirmiştir. Mesela yiyeceklerin bol bulunduğu; fakat suyun bulunmadığı yerde, susuzluktan yanan kimseye bir bardak su vermek, fırın dolusu ekmek vermekten daha makbul olur. Vahşi hayvanların veya düşmanların saldırısına veya tehlikeli bir hastalığa maruz kalan kimsenin, ölümden kurtulmasına sebep olmak, ona yapılacak diğer iyiliklerden daha kıymetlidir.  Faziletli şeylerin bazıları, hadis-i şeriflerde şöyle bildiriliyor: (En faziletli amel, imandır. En faziletli iman, Allah’ı hatırından çıkarmamaktır.) [Taberani] (En faziletli amel, Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir.) [İ. Ahmed] (En faziletli amel, namazdan sonra, ana babaya iyilik etmektir.) [Müslim] (En faziletli amel, namazdan sonra, zekâttır.) [Taberani] (En faziletli amel, zikirdir. En faziletli zikir ise, La ilahe illallah demektir.) [Taberani] (En faziletli amel, Allah’a hüsnü zandır.) [Begavi] (En faziletli amel, helal kazançtır.) [İbni Lâl] (En faziletli amel, selamlaşmayı yaymaktır.) [Berika] (En faziletli amel, Kur'an okumaktır.) [İbni Kani] (En faziletli amel, sıkıntıya sabretmektir.) [Tirmizi] (En faziletli amel, iyi niyetli olmaktır.) [Hâkim] (En faziletli amel, nefse zor gelendir.) [İ.Gazali] (En faziletli amel, iyi niyetli olmaktır.) [Hâkim] (En faziletli amel, herkes uykuda iken, gece namaz kılmaktır.) [C.Yolu] (En faziletli amel, vaktinde kılınan namazdır.) [Ebu Davud] (En faziletli amel, bir müminin ayıbını örtmek, karnını doyurmak veya bir ihtiyacını karşılamak suret... Devamı

Ameller yedi türlüdür

2011-06-26 13:08:00

Aynı günah veya sevap işlendiği duruma göre azalır veya çoğalır mı? Evet: Bazı yer ve durumlarda, bazı gün ve aylarda farklılık gösterir. Mesela Cuma günü yapılan ibadetler de, günahlar da, iki kat yazılır. Hadis-i şerifte, (Sevaplar içinde Cuma günü ve gecesinde yapılandan daha kıymetlisi, günahlar içinde de Cuma günü ve gecesinde işlenilenden kötüsü yoktur) buyuruldu. Ramazan-ı şerif ayında bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan 70 farz gibidir. Bunun gibi farklı durumlar hariç, amellerin durumu aynıdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Ameller, yedi türlüdür:  1- İkisinin karşılığı vaciptir. 2- İkisi misli misline karşılık görür. 3- Birisi on misli sevaba kavuşturur. 4- Biri yedi yüz misli sevaba ulaştırır. 5- Birinin sevabını ise ancak Allahü teâlâ bilir. Bunların izahı şöyledir: 1- İtikadı ve amelleri düzgün olana Cennet vacip olur. Müşrik olana Cehennem vacip olur.  2- Bir günah işleyene bir günah yazılır.  3- Bir iyilik işleyen on misli sevaba kavuşur. 4- Malını Allah yolunda harcayana yedi yüz misli sevap verilir. 5- Oruç tutanın sevabını ise Allah’tan başkası bilmez.) [Hakim] İki kat sevap alanlar Sual: Bir ibadeti yapınca herkes bir sevap alırken iki sevap alan kimseler de olur mu? CEVAP Evet vardır. Aynı ameli işleyen kimseden Eshab-ı kiram daha çok sevap alır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Yemin ederim ki, bir kimse, Uhud dağı kadar altın sadaka verse, eshabımdan birinin bir avuç kadar arpa sadakasının sevabına kavuşamaz.) [Buhari] İhlası çok olanın aldığı sevap da çok olur. İki kat sevap alanlar çoktur. Bu konudak... Devamı

Kabahat gizli olmalı

2011-06-26 13:07:00

(İbadet de gizli, kabahat de gizli) diye söylenen atasözü yanlış değil mi? İbadet gizli olsaydı, Allah camide namaz kılınmasını emreder miydi? Kabahati gizli işlemek caiz mi de böyle söylenmiştir?  Atasözlerinin hepsi doğrudur. Fakat son asırda çıkarılanlar arasında yanlış olanlar olabilir. Atasözlerinin birçoğu hadis-i şerif mealleridir. Bahsettiğiniz atasözü, Kur’an-ı kerime ve hadis-i şeriflere aykırı değildir. İbadetin gizli olması nafile ibadetler içindir. Atalarımız elbette farz ibadetleri kasdetmez. Çünkü atalarımız dine aykırı konuşmazlar. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:  Farzlar yapılırken araya riya karışmaz. Nafile ibadetlerde ise, gösteriş çok olur. Bunun için, zekatı, aşikâre vermek gerekir. Bu suretle insan iftiradan kurtulur. Nafile olan sadakayı gizli vermeli ki, kabul olma ihtimali fazla olur. (2/82) Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Gizli sadaka daha iyidir.) [Bekara 271]  (Rabbinizi gizli, sessiz çağırın.) [Araf 55] (Rabbini, içinden zikret!) [Araf 205] Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:  (Sağ elin verdiğini sol el duymayacak şekilde gizli sadaka veren, Allahü teâlânın himayesine kavuşur.) [Buhari] (Sadakayı gizli vermek iyilik hazinesidir.) [Taberani] (Farzlar hariç, evde kılınan namaz, mescidimde kılınandan üstündür.) [İ. Abidin] (Farzlar hariç, namazı evde kılın, evde kılınan namaz daha hayırlıdır.)[Buhari] (Tenhada kılınan nafile namazın sevabı, insanların yanında kılınandan 25 kat daha fazladır.) [İ. Ahmed] (Hafaza meleklerinin işitmediği zikir, işittikleri zikirden yetmiş kat daha kıymetlidir.) [Beyheki] (Allah’ı gizlice zikredin!) [İbni Mübarek] Demek ki, nafile ibadetleri gizli yapmak daha iyidir. Bunu... Devamı

Gerdek gecesi ve cinsel bilgiler

2011-06-26 13:05:00

Evlenmek isteyenler, eşlerinin dinimizin bildirdiği ahlâka sahip olmalarına önem vermelidir. Dış görünüşe aldanıp da yanlış karar vermekten sakınmalıdır. Çünkü evlilik hayatına başladıktan sonra, geri dönmek zordur ve kötü huylu kimsenin, bundan sonra düzeltilmesi de kolay değildir. Aradığımız vasıfların çoğu karşı tarafta var ise, karar vermek için yeterli sayılabilir. Lüzumundan fazla ince eleyip sık dokuyan, kendine bir türlü aday beğenemeyen, kolay kolay evlenemez. Müstakbel eşler birbirinde aradıkları vasıfları bulurlarsa, sonraki devreler için iyi bir başlangıç teşkil eder. Bulunması zaruri lazım olan vasıflar yoksa, (Ben seviyorum) diyen gençlerin, bu yolda şuursuzca hareketlerle ebeveynlerini üzmeleri çok yanlıştır. Ana-babalar da, aranan vasıflar var ise sebepsiz yere mesela maddi menfaatler yüzünden gençlerin evlenmesine mani olmamalıdır.  Aşırılıktan uzak durmak gerekir. Dört dörtlük bir talip bulmak zor, hatta imkansızdır. Unutmamalı ki, kusursuz dost arayan dostsuz kalır; noksansız eş arayan eşsiz kalır. Gençlere tavsiyemiz, salih ana-babanın tavsiyelerine mutlaka uymalıdır! Ana-baba, oğlunun veya kızının evleneceği kişiye, evlatlarının gözü ile bakmaz. Acı tecrübelerin verdiği firasetle bakar.  Yeni evliler için faydalı olabilecek aşağıdaki yazıları çeşitli kitaplardan derledik:  Lüzumlu (ilk) evlilik bilgileri Nikahtan sonra, zifaf (gerdek) gecesi, evlilik hayatının en mühim bir dönemidir. Eşler mümkün mertebe temizliğe riayet etmelidir. Temiz ve güzel kıyafet, ilk gecede etkili olur. Zifaf odası tenha, emniyetli bir yerde olmalıdır. Damadın, evlilik tecrübesi olan, güvenilir bir sağdıçın tavsiyelerinden istifade etmesinde mahzur yoktur. Fakat, sağdıç ... Devamı

Önemlinin de önemlisi-Hadis

2011-06-26 13:03:00

Peygamber efendimiz, bazı önemli şeyleri bildirip, daha önemlisini açıklamıştır. Bu konuda hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir: (Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu ilimdir.) [Deylemi] (Her şeyin direği vardır. Dinin temel direği fıkıhtır.) [Beyheki] (Her şeyin bir özü vardır. İmanın özü de namazdır.) [Beyheki]  (Her şeyin bir zekatı vardır. Vücudun zekatı ise oruçtur.) (İ.Mace) (Her şeyin bir zekatı vardır. Evin zekatı ise, misafir odasıdır.) (A.Rifai) (Her şeyin kapısı vardır. İbadetin kapısı da oruçtur.) [İbni Mübarek] (Her şeyin temeli var. Dinin temeli de eshab-ı kiramı ve ehl-i beyti sevmektir.) [İbni Neccar] (Her şeyin kaynağı vardır. Takvanın kaynağı, ariflerin kalbleridir.)[Taberani] (Her şeyin esası vardır. İmanın esası da vera [takva]dır.) [Hatib]  (Her şeyin süsü vardır. Kur'an-ı kerimin süsü de güzel sestir.) [Hakim] (Her şeyin dalı budağı vardır. İmanın dalı budağı da sabırdır.) [Hatib] (Her şeyin cilası var. Kalbin cilası da Allah’ı anmaktır.) [Beyheki] (Her şeyin cilası var. kalbin cilası da "Estagfirullah" demektir.) [Deylemi] (Her şeyin kalbi var. Kur'anın kalbi Yasindir.) [Tirmizi]  (Her şeyin efendisi vardır. Oturmanın efendisi de kıbleye yönelmektir.)[Taberani] (Her şeyin Allah ile arasında perde vardır. Ana baba duasında perde yoktur.) [Deylemi] (Her şeyin bir afeti vardır. Ümmetimin afeti, paraya gönül vermektir.)[Deylemi] (Her ümmetin fitnesi [imtihanı] vardır. Ümmetimin fitnesi paradır.)[Hakim] (Her ümmetin seyahati vardır. Ümmetimin seyahati de cihaddır.)[Taberani] (Her dinin özelliği vardır. Ümmetimin özelliği hayadır.) [İ.Mace] (Her ağacın meyvesi v... Devamı

Kuran'i Kerim'de İnsan Hakları

2011-06-26 13:01:00

  Allah insanı mükerrem yaratmıştır. Kendisine cüz’î irade vermiş ve onu hür yaratmıştır. İnsanı hür yarattığı, seçme ve istediğini yapma hürriyeti verdiği için fiillerinden kendisini sorumlu kılmıştır. Hayır yaparsa mükafatı, şer işlerse bu durumda da cezayı hak eder. İnsan ayrıca yeryüzünde halife olarak yaratılmış, mahlûkat emrine verilmiş ve kendisine varlıklar üzerinde tasarruf yetkisi verilmiştir. Bu yetkisini iyi kullanırsa hem dünyada hem ahirette daha iyi yaşamaya layık olur. Kötü kullanırsa mahlûkatın sahibi ve maliki olan Allah onların hakkını alır ve kişiyi cezalandırır. Sonuçta insan tam sorumsuz değildir; Allah’a karşı hesap verme durumundadır. 1. Hayat Hakkı: Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Bir insanın hayatı bütün insanların hayatına denktir”(Maide, 5:32) “Birisinin günahı ile bir başkası sorumlu olmaz” (Enam, 6:164) buyrularak insan hayatının ve şahsiyetinin değerini ortaya koymuştur. Bir insanın rızası olmadan bütün insanlık için de feda edilemez. Bir gemide bir masum on cani varsa masumun hayatını kurtarmadan o gemi hiçbir şekilde batırılmaz. Adalet-i hakikiye, yani Allah’ın adaleti buna müsaade etmez.     2. Zayıfları ve Malulleri Koruma Hakkı: Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Köre, topala, hastaya sorumluluk yoktur” (Fetih, 48:17) buyurur. Peygamberimiz (sav) hadislerinde de “Kadınlar, çocuklar ve tecavüz etmeyen din adamlarının haklarının dokunulmaz olduğunu” ilan etmiştir. 3. İnsanların Şahsiyetlerinin ve Kadınların Namuslarının Korunması: Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Alay etmeyi, dedikoduyu, zanla hüküm vermeyi ve iftirayı yasaklamıştır.” (Hucurat, 49:11-12) 4. Mü&rsq... Devamı

En İyi Pembe Maske

2011-06-26 12:55:00

En İyi Pembe Maske sorusuna yanıt Herbal Pembe Maskedir.Tüm Pembe Maske Üreticisi Firmalar İki Tip Üretmektedir. 1-Herbal Pembe Maske:Herbal Kelime anlamıylada doğaldır,buna uygun olarak herbal üretim tekniği kullanılan pembe maskelerin ürün oluncaya kadar geçirdiği işlemler içerğindeki bileşenlere en az zarar verdiği için normal olana göre 2 kat etkilidir. 2-Normal Pembe Maske:Bu pembe maske türü yıllardan beri kullanılan maske üretim tekniği ile yapılmakta sıcaklık kullanımından dolayı içeriğindeki bitkisel mineral,vitamin ve diğer bileşlerin etkisi azalmaktadır. En İyi Pembe Maske Hakkında Pembe maske minimum beş seans olarak uygulanmakta ve cildin yıpranma durumuna göre uygulama sayısı arttırılabilmektedir. "Bio Molekül“ içerikli pembe maske hamur biçiminde tüm yüz ve boyuna uygulanır. Maskenin ısısı kendiliğinden 42 dereceye yükselip 0 dereceye düşer. Zararlı güneş ışınları yanı sıra hava kirliliği stres ve hormonlu gıdalar cildin bozulmasına ve yaşlanmasına yol açar. Cildin depolama kapasitesi ve kolejen hidrofili azalması ile cilt yumuşaklığını, esnekliğini yitirir. Ayrıca metabolizmanın yavaşlaması da hücrelerin yenilenmesini güçleştirir. Bu durumda üst deri kalınlaşıp kuruyor ve zararlı serbest radikallerden olumsuz etkileniyor. Pembe Maske yöntemi iç ve dış etkenlerin ciltte yol açtığı yaşlanmayı önler Beş haftalık kürden sonra cilt yenilendir yağ ve nem dengesi düzene girer. Pembe Maske havanın mevsimsel değişiminden kaynaklanan zararlı etkileriyle ciltte oluşan nem kaybı, pullanma, hassasiyet, kızarıklıklar gibi sorunları yok eder. Yüzünüzdeki ve cildinizdeki su, vitamin ve kolajen eksikliğini tamamlayarak tazelik ve canlılık kazandırır. En İyi Pembe Maske Kullanımı Uygulama y... Devamı

Cilt lekeleri nasıl azaltılır

2011-06-26 12:53:00

Cilt bakımında cildin en üst katmanına Glycolic Asit ya da Salicylic Asit içeren granülsüz peeling kullanılması tavsiye edilir . Cildin üst katmanı soyularak (ev kullanımı %2 Salisilik ve/veya %7.5, 10 Glycolic Asit) lekenin rengi açılır. Gündüz mutlaka Fiziksel Güneş koruma kullanılmalıdır (Saf Titanium Dioxide). Fiziksel Güneş koruma cilde çarpan Güneş ışınlarını ayna gibi geri yansıtır. Cilt ışınları emmez, tam koruma sağlar. Lekenin oluşması veya mevcut lekenin koyulaşması bu şekilde engellenir. Uzun vade kullanımda kimyasal (faktörlü) Güneş korumaların potansiyel allerji veya iritasyion riskini bulundurmaz. Hamileler ve çocuklar güvenle kullanabilir . Tamamen yağsızdır. En risksiz leke açma yöntemi ise tamamen Botanikal olan (bitkisel) Phyllantus Emblica (bkz.klinik çalışmalar) meyve ekstresi içeren Emlite Active Cream ürününü kullanmaktır. Emblica meyve ektresi ile düzenli kullanım ile leke ton ton açılır. En üst tabaka (ölü hücre katmanı-Stratum Corneum) soyulmadan leke açma alternatifi sayesinde bügüne kadar yüzlerce, binlerce kişiyi memnun etmiştir ve etmeye devam edecektir. Güneş, yaşlılık , hamilelik lekelerinde son derece etkilidir.             Kaynak:saglikkurumu Devamı

Bu haftanın cuma kardı-Hayırlı Cumalar

2011-06-24 13:47:00
Bu haftanın cuma kardı-Hayırlı Cumalar |  görsel 1

Cumamız Mübarek Olsun Devamı

Yaprak Hakkında Ayetler

2011-06-24 13:40:00

Gaybın anahtarları O´nun katındadır, O´ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (6/59) Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?" (7/22) Dedi ki: "O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var." (20/18) Böylece ikisi ondan yediler, hemen ardından ayıp yerleri kendilerine açılıverdi, üzerlerini cennet yapraklarından yamayıp-örtmeye başladılar. Adem, Rabbine karşı gelmiş oldu da şaşırıp-kaldı. (20/121) Ve üzerine, sık-geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik. (37/146) Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler. (55/12) Devamı

Neden Kaşınırız?

2011-06-24 13:37:00

Kaşınmak, beyindeki "nahoş duygular ve anılarla ilgili bölgeleri" geçici bir süre etkisiz duruma getiriyor. Kaşıma işleminin yoğunlaşması beynin bu bölgelerindeki faaliyetini iyice düşürüyor. Kaşınmak etkisiz kılıyor Kuzey Carolina’daki Wake Forest Üniversitesi’nden Dr. Gil Yosipovitch ve ekibi, kaşınmanın, beyindeki "nahoş duygular ve anılarla ilgili bölgeleri" geçici bir süre etkisiz duruma getirdiğini belirledi.  Yosipovitch, kaşınma sırasında beyin aktivitesini izlemeye aldıkları araştırmanın, “kaşımanın, kaşınma hissini nasıl geçirdiğinin yanıtını veren” ilk araştırma olduğunu söyledi. Acı hissi azalıyor Araştırma kapsamında uzmanlar, 13 sağlıklı insanın bacaklarının alt kısmını 30 dakika süresince aralıklı olarak toplam 5 dakika yumuşak bir fırçayla kaşıdı. Bu sırada deneklerin beyinlerini MR yardımıyla izlemeye alan araştırmacılar, kaşıma işlemi sırasında beyindeki "acıyı algılama ve hatırlamayla ilgili" bölgelerin aktivitesinin azaldığını saptadı. Kaşıma işleminin yoğunlaşması, beynin bu bölgelerindeki faaliyetini iyice düşürdü.  Yosipovitch, "kaşımanın, kaşınma hissi yaratan duyguları bastırarak rahatlama getirdiğini" sandıklarını bildirdi. Kaşındıkça kaşınmak Araştırmacılar ayrıca, "kaşındıkça kaşınmak istemenin" de nedenini buldular. Kaşınma eyleminin, beyindeki ağrı ve aynı zamanda kompulsif (tekrarlayan) davranışlarla ilgili bir bölgedeki aktiviteyi artırdığını saptayan uzmanlar, bunun "sürekli kaşınmak istemenin" yanıtı olabileceğini kaydettiler.  Kronik hastalıklara çözüm olabilir Deneyin, gerçekten "kaşınma isteği" duymayan insanlar üzerinde yapılması nedeniyle sınırlı sonuçlar verdiği, ancak bu sonuç... Devamı

Alfabetik Sıra ile Batıl İnançlar

2011-06-24 13:35:00

  Ayak ayak üstüne atılarak yemek yenmez, sofraya saygısızlıktır denir ve kıtlığa işaret sayılır.  Ayna kırılması uğursuzluktur; aynanın kırıldığı ev yedi sene iflâh olmaz denir.  Ayın onüçü uğursuz sayılır, o gün hiçbir şey yapılmaz.  Arabanın önünden geçilmez.  Arabanın önünden tavşan geçmesi uğursuzluk sayılır.  Ayakta pantolon giymek yoksulluğa işaret sayılır.  Akşam karanlığında kimseye süt verilmez, verilirse hayvan sütten kesilir denir.  Ayva çok olan yerin kışı azgın olur denir.  Ateşle oynayan çocuk altını ıslatır.  B  Baykuşun saçakta ötmesi ölüme işaret sayılır.  Bir şeyi kırk kere söylersen olur denir.  Bir insanın başka bir insana domuz demesi uygun bulunmaz; diyenin iştahını kırk gün kesileceğine inanılır.  Bir kimseye süt verilirken içine küçük bir kömür parçası ya da bir yeşil yaprak atılır, atılmazsa hayvanın sütünün kesileceğine inanılır.  Bir evin çevresinde kargaların gezinip uçması iyi sayılmaz.  C  Cuma saati yola çıkılmaz.  Cuma günü salâ ezan arasında iş yapılmaz.  Cumartesi ve Salı günleri çamaşır yıkanmaz.  Ç  Çocuk yalnız bırakılmaz, bırakmak gerekirse yanına bir süpürge konur.  Çamaşır kazanı uzun süre ateşte bırakılmaz, bırakılırsa o evden cenaze çıkar denir.  Çocuklara nazar değmemesi için nazar boncuğu takılır.  Çam ağacının kozal... Devamı

Bilginin Kaynakları ve Deliller

2011-06-23 13:02:00

İlmimizi oluşturan bilgilerdir. Bilgilerimiz delillere dayalı ve kesin olursa “ilim” sayılır. Delile dayanmayan ve gerçeği yansıtmayan bilgilerimiz “zanni bilgilerdir” hiçbir değeri ve kıymeti olmadığı gibi Allah katında da hiçbir şey değildir. Bilgilerimiz de “Zaruri Bilgiler” “Yakînî Bilgiler” ve “Zannî Bilgiler” olmak üzere üçe ayrılırlar. Mürşit ve rehber anlamına gelen delil insanı amaca ulaştıran ve bizi gerçeğin bilgisini sağlayan şeydir. Bizi bir şey hakkında hüküm vermeye götürür. Deliller üç şekilde tasnif olunurlar:   1. Aklî ve Naklî Deliller: Mukaddimeleri akla dayanan delile “Aklî Delil”, nakle ve habere dayanan delile ise “Naklî Delil” denir. “Âlem değişkendir, her değişken olan hâdistir. Öyle ise âlem hâdistir, sonradan yaratılmıştır” önermesi aklî delile örnektir. “Her asi Allah’ın emrini terk eder. Allah’ın emrini terk eden de ateşe müstahak olur” önermesi ise naklî delile örnektir.   2. Kat’î ve Zannî Deliller: Katî delil, medlulün başka ihtimale imkân vermeyen delillerdir. Zannî delil ise muhâlif ihtimalini kaldırmayan ve tevile ihtimali olandır. Kelâmcılar naklî delillerden hem sübutu, hem de manaya delâleti kat’î olanları itikâdiyatta delil olarak alırlar. Mütevâtir olmayan meşhur ve ahad deliller ilm-i kelâm ve felsefede kat’î delil kabul edilmezler.      3. Burhan ve Hatâbe: Aklî delil kat’i ve kesin olursa bürhân, zannî olursa hatâbe denir. Burhanı ancak âlim ve kültürlü olanlar anlarlar. Hatabe ise av... Devamı

Kur'ani Kerim'in İsimleri

2011-06-23 12:58:00

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde kelam-ı kadimi olan “Teşrî-i İradesi” ve “Kelamına” çeşitli isimler vermiştir. Allah’ın teşrîi iradesini kıraat edip okumak, tilavet etmek, yani güzel bir seda ile okuyup dinletmek ve tebliğ etmek, kitabet ile yazıp çoğaltmak ve insanlara ulaştırmak Allah’ın emridir. Bu konuda Kur’ân-ı Kerimde yüzlerce ayet vardır. Kur’ân-ı Kerimin vasıflarını öne çıkaran, Kur’â-ı Kerimde ve hadislerde geçen doksana yakın ismi vardır. Bunların bir kısmını ve en öne çıkanlarını bilmek ve buna göre Kur’âna değer vermek ve anlamaya çalışmak gerekir. Esmâü'l-Kur'ân / Kur'ânın İsimleri: 1. Kur’ân: Devamlı olarak okunan kitap anlamına gelmektedir. Gerçekten de dünyada en çok okunan kitap Allah kelâmı olan Kur’ândır. Mü’minler her zaman “Bismillah” “Elhamdülillah” “Allah” “Allahü Ekber” “Sübhanallah” “Lâ ilâhe illallah” diyerek, namazlarda ve merasimlerde okuyarak, hatim indirerek ve her gün milyonlarca insanların dilinde okunmaya devam etmektedir. 2. Kitap: Yazılarak her tarafa dağıtılan anlamındadır. Yeryüzünde acaba Kur’ândan daha çok yazılan, basılan ve dağıtılan bir kitap var mıdır? 3. Furkan: Hakkı bâtıldan ayıran. Kur’an varlık aleminde, melekût âleminde ve ahiret âleminde bulunan doğruları ortaya koyarak insanların bu konulardaki yanlış düşünce ve inançlarını ayırmaktadır. 4. İnzâl: Levh-i mahfuzdan bir anda varlık ve dünya semasına inzal edildiği ve “Nâmûs-u Ekber” olan Cebail’e (as) ... Devamı

Algıla ve uygula

2011-06-21 11:34:00

İslâm hayat nizamıdır, hayatın her hâdisesiyle ilgilenir, her safhasında devam eder; belli bir zamana, belli tip hareketlere ve ibadetlere münhasır değildir. O halde camide namaz kılıp, çıkınca İslâmın emirlerini çiğnemek hacca, umreye gidip, gelince dini vazifeleri unutmak; veya "Şimdi gençliğimin sefasını süreyim, keyfimce yaşıyayım, ihtiyarlayınca nasıl olsa tevbe eder ibadete yönelirim" zihniyetliyle hareket temek...vs. yanlıştır, İslâm'ı bilmeyen, doğru anlamayan cahillerin işidir. Bunlar gibi: Ramazanda oruç tutmak; içkiyi, sigarayı bırakmak; gafleti tembelliği terk eylemek; namaza, camiye, mukabeleye, hatme, teravihe devam etmek; sabra tevekküle, nefse muhalafete, zikre, tesbihe, ruhani lezzetlere yönelmek... derken bayramdan sonra tekrar günâhlara, isyanlara bulaşmak eski hamam-eski tas haline dönüvermek akla-mantığa sığan, dine imana uyan bir hal değildir. Sağlam ve hakiki Müslümana asla yaraşmas. O halde ramazanda sağladığınız ruhi gelişmenizi, ulaştığınız manevi makam ve mertebeleri bayramdan sonra da muhafaza etmeli, dergah-ı izzetten kovulmamağa, tenzil-i rütbe ile cezalanmamağa, mahrumiyetlere uğramamağa canla-başla çalışmalısınız. Zaten -hadis-i şeriflerde belirtildiğine göre- Ramazan'da, o kadar zahmetlerle yapılan ibadetlerin Allah tarafından kabul edilip edilmediğinin alâmeti de budur: Eğer güzel hal ve durumumuz devam etmekte ise gayretlerimiz kabul görmüş; durumumuz menfiye dönmüş vegerilemişse, ibadet ve taatlerimiz makbul olmamış, reddedilmiş demektir. Allah taala cümlemizi bu kötü neticeden korusun. İslâm dini, itikad ve ibadetleri emir ve yasakları ilmi ve ameli, teori ve pratiği ile bölünmez bir bütün; tam ve sağlam, olgun ve kâmil, muazzez bir ilahi nizamdır. Sayılan unsurların herbiri ... Devamı

Aklın Şerefi

2011-06-21 11:32:00

Aklın şerefini açığa çıkarmak, isbatı zor olmayan konular dandır. Daha önceden ilmin şerefinin bilindiği bir durumda, aklın şerefini bilmek için herhangi bir zorlamaya hiç de ihtiyaç yoktur. Çünkü ilmin kaynağı akıldır. Çünkü ilim, akıldan doğar. Akıl, il min esası ve temelidir. İlim ile akıl arasındaki ilgi meyve ile ağaç arasındaki ilgiye benzer. Güneş ile ışık, göz ile görmek arasındaki nisbet gibidir. Dünya ve ahiret saadetinin vesilesi olan akıl, nasıl olur da şerefli olmaz veya böyle bir akıldan nasıl şüphe edilebilir? Hayvanların temyiz kabiliyeti kısa ve kusurlu olduğu halde, onlar da akla ihtimam gösterirler, akla kıymet verirler. Cüsseli, azgın ve kuvvetli bir hayvan bile, bir insanı gördüğü zaman ona hürmet eder ve insanın kendisine galip geleceğini hissettiği için insandan korkar. Küçük bir insanın koskoca hayvanlara galip gelmesi, hileli yolları idrâk etmesinden ileri gelmiyor da neden ileri geliyor? Bu sırrı anlatmak için Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: Kavmi içinde gün görmüş, tecrübe sahibi bir kimse, ümmeti içindeki bir peygamber gibidir.263 Bu kıymet, insana servetinin çokluğundan veya cüssesinin bü yüklüğünden yahut kuvvetinin fazlalığından ötürü verilmiş değildir. Aklının meyvesi olan tecrübesinin fazlalığından ve rilmiştir. İşte bu sebepten ötürü Türk, Kürt, Arap ve diğer kavimlerin cahillerini görürsün ki, derecesi, hayvamnkine yakın olduğu kaide, tabiî olarak ilim ve tecrübe bakımından büyük olanlara hürmet ederler. Bir de görürsün ki, bir çok muannid, Allah'ın Rasûlü'nü öldürmek ister. Fakat gözleri Rasûlullah'ı gör&... Devamı

Aklın anlamları

2011-06-21 11:31:00

Akl'ın Birinci Anlamı Akıl, insanı hayvanlardan ayırdeden bir vasıftır. insan bu vasıf sayesinde düşünce mahsulü olan ilimleri, tefekkür mahsûlü olan gizli sanatların tedvirini elde etmeye hazır bir vaziyete gelir. Hâris b. Esed el~Muhâsibî, akılın bu târifine işaret ederek: 'Akıl, insanda yaratılmış bir fıtrattır. O fıtrat ile insan, düşünüş ilimleri elde eder. Sanki akıl, kalbe atılan bir nûrdur. Kalp sahibi o nûr vasıtasıyle eşyayı idrâk etmeye yetkili olur' buyurmuştur. Hâris el-Muhâsibî'nin bu târifini inkâr ederek: 'Akıl sadece za rurî ilimleri elde etmekten ibarettir' diyen bir kimse insaflı hareket etmemiştir. Çünkü ilimlerden gafil ve uykuda olan kimselere de, kendilerinde fıtrî akıl mevcut olduğu için, akıllı denir. Halbuki böyle kimselerde ilim denilen bir şey yoktur. Hayat, cismin ihtiyarî hareket ve sezişlerini temin eden bir cev her olduğu gibi, akıl da, canlıları, düşünce mahsulü olarak elde edilmesi mümkün olan ilimleri elde etmeye hazırlamaktır. Akıl, fıtrat ve sezişlerde insan ile merkebi eşit tutup aralarındaki farkın ancak âdetlerin icrası hükmünden dolayı Allah'ın, merkeb ve sair hayvanlarda yaratmadığı birtakım ilimleri insanda yaratmasıdır desek, hayat vasfında merkeb ile cansızların eşitliğini de kabul et mek zorunda kalır, âdetin icrası hükmünce Allah merkebde özel hareketler yarattı' demeye mecbur oluruz. Çünkü merkeb, ruhsuz bir cisim farzedildiği takdirde onda görünen hareketlerin hepsini aynı tertibde yaratmaya Allah'ın kâdir olduğunu söylemeye de mecbur oluruz. Yine şu hükmü vermeye de mecburuz: Merkebin özel hareketleriyle ruhsuz cisimden ayrılması, ancak hayat diye bi linen ve canlılara mahsus bir fıtrat ile meyda... Devamı

Fuzuli Sözleri

2011-06-21 11:30:00

Öyle zaif kıl tenimi firkatinde kim Vaslına mümkün ola yürütmek saba beni * Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayri Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var Âşık-ı sâdık benem Mecnûn’un ancak adı var (Fuzûlî) Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı (Fuzûlî) Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su (Fuzûlî) Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su (Fuzûlî) Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb Kılma dermân kim helâkim zehri dermândadır (Fuzûlî) Ya Rab, belâ-yı aşk ile âşinâ kıl meni Bir dem belâ-yı ışkdan kılma cüda meni (Fuzûlî) Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı (Fuzûlî) Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı (Fuzûlî) Ya rab bana cism-u can gerekmez, Cânân yok ise can gerekmez (Fuzuli) Âşiyân-ı murg-ı dil zülf-i perîşânındadır Kande olsam ey perî gönlüm senin yanındadır (Fuzûlî) Arızın yadıyla nem-nak olsa müjganım nola Zayi olmaz gül temennasiyle vermek hare su (Fuzûlî)   ********************************** Perişan-hâlin oldum sormadın hâl-i perişânım ... Devamı

İnsana dair

2011-06-21 11:29:00

Faydasız ya da sıradan çok şeyi bilmektense iyi ve gerçek bir kaç şeyi bilmek evladır. .İyi insanlar, yaptıklarının farkında dahi olmadan, birbirlerine yardim ederler. Kotu insanlar bile bile birbirlerinin kuyusunu kazarlar. (Cin Atasözü) . Enerjinizin en az yarısını bos isteklerinizden kendinizi özgürleştirmede harcayın. Böyle yaparsanız, kısa zamanda çok daha büyük başarılar elde eder ve daha mutlu olursunuz. (Epiktetus) . Bir insan ne kadar iyi huylu ve düşünceli olursa, başkalarında o kadar fazla dostluk bulur. . Okuyun, çalışın, ama daha fazla düşünün. Öğretmenlerinizden ve okuduğunuz kitaplardan sadece gerçekten ihtiyacınız olan ve gerçekten bilmek istediklerinizi edinin. . Ok hedefi vurmadığında okçu, başkasını değil, kendini suçlar. Bilge kişi de ayni şekilde davranır. . İnsan geçmişin bilge ve kutsal insanlarının kendisine sunduğu manevi mirası kullanmalıdır. Ancak her şeyi aklıyla test etmeli, bazılarını kabul ederken bazılarını reddetmelidir. . Bilimler sayısızdır ama temel olan bir bilim dalı vardır ve “hayatin anlamı nedir ve insanlar için iyi olan nedir”i konu edinir; bu olmadan diğer tüm bilgi ve sanat türleri bos ve zararlı oyalanmalara dönüşür. . Toplum ancak kişisel fedakarlıklarla iyileştirilebilir. . Öfkenizi hiç bir şey hakli göstermez. Öfkenizin sebebi daima içinizdedir. . Bilge kişi bilgeliği arar: akilsiz kişi onu bulduğunu düşünür. (İran Atasözü) . Bilge kişi çıkar umduğu için değil ama sevgide cenneti bulduğu için sever. . Üç şekilde bilgeliğe ulaşabilirsiniz. Birinci yol meditasyondur. Bu en soylu yoldur. İkinci yol taklittir. Bu en kolay ve en az tatmin eden yoldur. &... Devamı

Yedi bilgeden sözler

2011-06-21 11:28:00

I-Euagoras'ın oglu Lindoslu Kleobulos'un sözleri 1-hiçbir zaman ölçüyü kaçırmamalısın. 2-babayı saymak gerek. 3-sık sık dinlemeli,çok konuşmamalı. 4-yurttaşlarına en iyi ögütleri ver. 5-isteklere gem vurmalı. 6-asla zora başvurmamalı. 7-çocukları egitmeli. 8-halk düşmanını devletin düşmanı saymalı. 9-şarap içerken köleni dövme,yoksa seni sarhoş sanırlar. 10-dengin olan bir kızla evlen. yüksek soydan birini alırsan efendin olur,akraban degil. II. Exakesdides'in oglu Atinalı Solon'un özdeyişleri 1-aşırıya kaçma. 2-isteksizlik doguran isteklerden kaçın. 3-çabuk dost edinme; edindiklerinide hemen terketme. 4-boyun egmeyi ögrenmişsen, emretmeyide bileceksin. 5-yurttaşlarına en hoşa gideni degil, en iyiyi salık ver. 6-yakınlarına karşı hoşgörülü ol. 7-görünmeyeni görünenden çıkar. III. Damagetos'un oglu Spartalı Khilon'un özdeyişleri 1-kendini bil. 2-ölenleri övgüyle an. 3-yaşlıları say. 4-alçak düşürücü kazanç yerine kaybetmeyi tercih et; çünkü kayıp bir kez acı verir,ötekiyse her zaman. 5-öfkene hakim ol. 6-yasalara uy. 7-haksızlıga ugrarsan uzlaş. ama kötülük görürsen kendini savun. IV. Hekamyes'in oglu Miletoslu Thales'in sözleri 1-kefaletin yoldaşı felakettir. 2-kötü yoldan zengin olma. 3-ana ve babana gösterdigin sevgiyi yaşlılıkta çocuklarından bekle. 4-tembellik hoşa gitmez. 5-kendine hakim olamamak zararlıdır. 6-egitim eksikligine katlanmak zordur. 7-zengin de olsan tembellik etme. 8-acınmaktan çok gıpta edil. 9-ölçülü... Devamı